Maden Ve Elementler

25 Ocak 2008 Cuma

Bakır


8. 94 yoğunluğunda, kızıl-esmer bir element. Simgesi: Cu
Chuquicamata'da (Şili) bir bakır dökümhanesi. Bakır metalürjisi XIX. yy. sonlarında gelişti. Maden, eritme yoluyla sıvı haline dönüştürülür ve arılaştırılarak kalıplara dökülür.

Bakır, 1100 derece dolaylarında eriyen bir madendir. Çeşitli maden filizlerini fırınlarda yakarak, oldukça karmaşık yöntemlerle elde edilir. Bu işlemden, atmosferi kirleten, zararlı, kükürtlü gazlar çevreye yayılır.

Temel filizler pek yaygın olmadığından (başlıca yataklar Şili, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri), bakır pahalı bir madendir, çelik ile alüminyum bakıra rakip çıkmıştır ve çoğu yerde bakırın yerine bunlar kullanılır.

Bakır çok kolay işlenir: dövme suretiyle kolaylıkla biçim verilebilir. İyi bir *elektrik iletkeni olduğundan, elektrik telleri ve kabloları bakırdan yapılır. Aynı zamanda iyi bir ısı iletkenidir ve uzun süre ev işlerinde kullanılmıştır (tabaklar, tencereler, kazanlar v.b.).

Havayla temas edince bakır, «bakır pası veya yeşili» adı verilen yeşilimtırak bir renk alır. İşte bazı eski yapıların damlarının ve bronz heykellerin karakteristik rengi, bu yeşildir. Bakır eşyayı parlaklığını korumak için sık sık ovalamak, parlatmak gerekir. Gemilerde yapıldığı gibi, oksitlenmeyi önleyecek bir tabaka özel cila da sürmek mümkündür.

PİRİNÇ VE BRONZ

Başka madenlerle karıştırılınca bakır, alaşımlar meydana getirir; bunların en önemlileri pirinç ve bronzdur. Pirinç veya «sarı», geniş oranda çinko kapsar. Fantezi mücevherlerde çerçeve, sap ve kaş olarak kullanıldığı gibi, lamba duyları, vanalar ve musluklar yapımında da pirinçten yararlanılır.

Bronz bazen çinko da karıştırılan bir bakır ve kalay alaşımıdır ve Tarihöncesi'nden beri kullanılagelmiştir («Bronz Çağı»). Çeşitli nitelikleri sayesinde (eritme ve kalıplama kolaylığı, ses geçirmesi, sertliği, cilâlanabilmesi ve altın rengini andıran rengi), heykel ve çanların dökümünde, aynı zamanda da süs eşyası (mücevher, şamdan, saat sarkacı) ve çeşitli eşya (yaylar, boru ekleme bilezikleri) yapımında geniş ölçüde yararlanılmaktadır.

Bakır doğada ya serbest element halinde bulunur veya çeşitli filizlerinden elde edilir. Türkiye'de kuprit Murgul'da; halkosit Ergani'de; halkoprit Küre ve Ergani'de bulunur. İlk bakır filizi M.Ö. Kıbrıs'ta ulundu. Bakırın ilimsel adı Cuprum Kıbrıs'ın (Cyprium) adından alınmıştır.



Altın


Tarih, insanların altına olan isteklerinin yol açtığı savaşların ve serüvenlerin öyküleri ile doludur. Altın zenginliğin, bolluğun bir simgesi olmuş; zenginlik ise çoğu kez kişileri ve ulusları güçlü kılmıştır. Büyük uygarlıkların yükseliş ve düşüşleri, sahip oldukları altın miktarının artma veya azalması ile doğru orantılı olmuştur. Ortaçağda kimyacılar başka metallerden altın elde etmek için yöntemler bulmağa çalışmışlar, fakat bu uğraşıları sonuçsuz kalmıştır, insanlar kendilerini zengin edecek altını bulabilmek umudu ile yeryüzünü dolaşmışlar, büyük güçlüklere göğüs germişlerdir, insanların uğrunda hayatlarını tehlikeye atmaktan kaçınmadıkları ve kendisine sahip olanları zengin eden bu madde nedir?

Altın bir metaldir. Kimyasal elementlerden biridir (element kimyasal yöntemlerle kendisinden daha basit cisimlere parçalanmayan bir cisimdir). Altının kendine özgü sarı bir rengi vardır. Çoğu yoğun bir metaldir. Yani altın örneğin demir ve cam gibi daha az yoğun bir maddenin aynı büyüklükteki bir parçasından daha ağırdır. Altın yoğun olmakla birlikte, oldukça yumuşak bir metaldir. Metaller içinde (çekiçle dövülerek) en kolay şekil verilebilenidir. Yani altın çekiçle dövülerek ince bir tabaka haline getirilebilir, örneğin, bir gram altın dövülerek 180 cm. karelik bir tabaka haline getirilebilir. Başka bir deyişle, bir altın yaprağının kalınlığı 1 cm.'nin milyonda biri kadar olabilir; bu kalınlık 1000 atomun kalınlığı kadardır.

Altının değerli olmasının nedenlerinden biri, az bulunan bir metal olmasıdır, insanların sahip olmak istedikleri bir madde ne kadar azsa, değeri o kadar artar. Altın yeryüzünde ve denizlerin diple-rindeki yerkabuğunda bulunur. Ne var ki bulunduğu her yerde az miktarda vardır. Altının değerliliğini yaratan nedenlerden biri de, zamanla bozulmamasıdır. Binlerce yıl önce yapılmış olan altın paralar ve heykeller, daha dün yapılmış gibi parıltılarını korumaktadırlar. Birçok metal hava ile temas edince aşınıma uğrar.

Örneğin demir, oksijen ve suyun oluşturduğu pas tarafından aşındırılır. Demir atomları, oksijen atomları ve su ile birleşerek demir hidroksiti oluşturur. Bu, kırmızı bir tozdur. Bu nedenle demir korunmazsa giderek bozulur ve demir oksite dönüşür. Altın ise kimyasal olarak durağan bir metaldir. Kimyasal olarak durağan maddeler, başka cisimlerle kolaylıkla birleşemezler. Altın, havanın oksijeni, su veya asitler tarafından bozulamaz. Bu yüzden de paslanmaz. Metallerin çoğu, metal olmayan elementlerle birleşerek mineralleri meydana getirirler. Doğada, metaller genellikle mineral yığınlarının içinde bulunurlar. Metali elde etmek için, mineraller maden ocaklarından kazılarak alınır ve bunların içinden saf metaller çıkarılır. Fakat altının durumu ayrıdır.

Altın kimyasal durağanlığı nedeni ile, başka elementlerle kolaylıkla birleşerek mineraller meydana getiremez. Çoğunlukla toprakta ve kayaların içlerinde altın tozları halinde saçılmış olarak-bulunur. Bu tozlar ancak mikroskopla görülebilecek büyüklüktedir. Altına külçeler yahut tabakalar halinde rastlandığı da olur. Altın başka elementlerle nadir olarak birleşirse de, başka cisimlerle bir arada bulunabilir, içinde altın bulunan mineraller genellikle çinko sülfat ve demir disülfat da içerirler. Böyle minerallere yalancı altın adı verilir. Bunun nedeni renklerinin sarı olması ve bazen altınla karıştırılmalarıdır. Colorado'da ve Batı Avustralya'da, altın telluryumla birleşmiş olarak da bulunur. Bu bileşiklere altın tel-lüridleradı verilir.

Bazı yerlerde altın, kuars kayalıkları içinde damlalar biçiminde bulunur. Altın damarları içeren bu kayalar, atmosferin etkilerine açık yerlerde yağmur ve rüzgârların etkisi ile aşınıp, parçalanarak çakıl ve kum haline gelirler. Kum, yuğmur suları ile sürüklenerek sel yataklarında toplanır. Küçük altın külçeleri ve altın tozları da bu kumların içinde birikir.

Sel yataklarında kum içinde bulunan altını, bu kumdan ayırarak elde etmek çok kolaydır. Bunun için yuvarlak, yassı bir kap kullanılır. Kum bu kaba doldurulur ve suyu akıtılır. Sonra bu kap yatay olarak biraz sallanır. Böylece kum kabın kenarlarında toplanır ve kolaylıkla boşaltılabilir. Altın kumdan çok daha ağır olduğu için kabın ortasında kalır.

Geçen yüzyılda bulunan yeni altın yatakları, "altına hücum" olarak nitelendirilen göçlere yol açmıştır, ilk büyük altına hücum 1849'da California'da olmuştur. Küçük San Francisco kenti bu göçler sonucu, üç yıl içinde beklenmedik derecede büyümüştür. Dünyanın her yöresinden buraya akın olmuştur. Ancak gelenlerin çok azı düşlerini gerçekleştirmiş, birçoğu ölmüş ya da elleri boş olarak geri dönmüştür.

Amerika'daki son altına hücum 1897'de Alaska'da Klondyke River'daki altın yataklarına olmuştur. Altın arayıcılar dondurucu soğuğa ve korkunç koşullara katlanmak zorunda kalmışlardır. 1852 ve 1859'da Avustralya'daki altın yatakları da ilgi görmüştür. Avustralya'nın nüfusu bu nedenle 8 yıl içinde iki katına çıkmıştır. Buradaki sonuç Amerika'dakine göre daha başarılı olmuştur. Amerika'daki altın arayıcıları daha çok, toz altın ya da küçük külçeler bulabilmekteydiler.

Avustralya'da ise daha büyük külçeler bulunmuştur. Bulunmuş olan en büyük külçe 270 gr. ağırlığındaki Holtermann külçesidir. Bu külçe 1872'de Avustralya'nın New South Wales bölgesinde, yüzeyin birkaç santimetre altındaki bir altın damarından çıkarılmıştır. Avustralya'da o sıralarda başka büyük külçeler de bulunmuştur. Bunlardan birisi de The Welcome Stranger külçesidir. Bu külçe karışım halinde 70 kg. saf altın olarak ise 65 kg. gelmekteydi.

Okyanus diplerindeki ve nehir yataklarmdaki altını bulup, çıkarmak için tarak makineleri kullanılır. Bu makineler altın arayıcılarının kullandıkları küçük kapların işlevlerini yerine getirirler. Tonlarca kumu çıkarıp eleyebilirler. Kum su ile birlikte büyük hortumlardan akıtılır, suyun basıncı hafif malzemeyi uzaklaştırır, ağır olan altın kalır.

Güney Afrika'da ve Batı Avustralya'da da kuars kayalıklar içinde zengin altın birikintileri bulunmuştur. Buralarda kayalar atmosfer olaylarının etkisi ile parçalanıp, aşınmaya uğramamış olduklarından, altın çıkarmak için derin kazılar yapılmıştır. Güney Afrika'nın Rand bölgesinde altın madenleri yüzeyin 3500 m. altında olup, yeryüzünün en çok altın elde edilen madenleridir. Dünyanın en büyük altın üreticisi Güney Afrika'dır, sonra sıra ile Rusya, Kanada ve A.B.D. gelir.

Kuars kayalıklar içinde altın çok küçük parçacıklar halinde bulunur. 10 gram altın elde edebilmek İçin bazen bir tonluk bir kayayı parçalamak gerekir. Bunun için kaya bir sarnıç içinde küçük parçalar haline getirilir. Sonra bu parçalar üzerine suda çözündürülmüş sodyum veya potasyum siyanür dökülür. Bu çözelti parçalanmış kayaların sarnıcın dibinde toplanmasını ve altının eriyik haline gelmesini sağlar. İçinde altın bulunduran bu eriyik alınır; çinko ile tepkimeye sokularak altın elde edilir.

Uluslararası ticarette altın çok önemli bir yer tutar. Her ülkede elde edilen altının, hemen hemen %60'ı devlet tarafından çubuk biçimindeki külçeler haline getirilerek saklanır. Buna o ülkenin altın rezervi adı verilir. Devletlerin birbirlerine olan borçlarını ödemelerinde altın kullanılması kabul edilmiştir.

Külçe altın alım satımı yasaktır. Ancak altından yapılan mücevherler ve çeşitli eşyaların satışı serbesttir. Altından, yüzük, bilezik, kolye v.b. gibi çeşitli mücevherler yapılır. Ucuz mücevherlerde altın ince bir tabaka olarak bir başka maddenin etrafına kaplanır. Böyle mücevherlere altın kaplama denilir.

Altının çok yumuşak olması, mücevher yapımında tek başına kullanılması olanağını kısıtlar; genellikle bir başka metalle karıştırılarak kullanılır. Bir karışım elde etmek için, iki ya da daha çok metal birlikte eritilerek atomlarının karışması sağlanır. Altın, bakır, nikel ve gümüşle karıştırılarak daha sert karışımlar elde edilir. Kuyumcular altının saflığını karat adı verilen birimle ölçerler. Saf altın 24 karatdır. Mücevherlerin üzerinde kaç karat olduklarını gösteren sayılar vardır, örneğin bir yüzük 18 karat ise bu onun 18/24'ünün, yani %75'inin altın olduğunu gösterir.

Altın ayrıca endüstri ve bilimde de kullanılır, örneğin, iyi bir elektrik ileticisi olduğundan, elektrik ve elektronik devrelerinde kullanılır. Altın bazen cam yapımında da kullanılır. Cama katılan altın, ısı ışınları olan kızılötesi ışınların %98'ini yansıtır. Böylece kapalı yerlerin ısınmasını büyük ölçüde önler ve daha az havalandırma gereksinimi duyulmasını sağlar. Isı ışınlarının geçmesini önlerken, ışık ışınlarının tümünün geçmesini sağlar. Böylece aydınlatmada olumsuz bir etkide bulunmamış olur. Ayrıca, Güneş ışınımlarının yol açtığı yüksek ısıdan korumak amacı ile A.B.D'nin yaptığı uzay araçlarında ince bir tabaka altın kullanılmaktadır.


Alüminyum

Yoğunluğu 2,7 olan hafif maden. Aynı hacimde demirden üç kat daha hafiftir. 660 derecede erir.

Alüminyum, boksit denilen bir maden filizinden çıkartılır. Boksit adı, 1821'de bu filizin ilk bulunduğu yerin adından gelir (Fransa'da Provence iline bağlı Baux [Bo] köyü). Boksit, içinde biraz demir bulunduğu için kırmızı, daha doğrusu pas rengindedir.

Boksitten elektroliz adı verilen bir yöntemle alüminyum elde edilir; bu yöntem çok fazla elektriğe ihtiyaç gösterir; bir ton alüminyum elde etmek için 17 000 kw/saat elektrik gerekir. Bu nedenle alüminyum özellikle A.B.D., Kanada, S.S.C.B., Japonya ve Fransa gibi önemli elektrik kaynaklarına sahip ülkelerde üretilir.

Alüminyum üretimi hızla gelişmektedir: 1945'ten beri hemen hemen her 8 yılda bir üretim iki katına çıkar.

Alüminyum, demirden sonra en çok kullanılan madendir, çünkü sanayi açısından pek ilgi çekici özelliklere sahiptir: hafiftir, ısıyı ve elektriği iyi iletir, atmosfer aşındırmasına karsı dayanıklıdır. Bununla birlikte, saf alüminyum birçok yerde kullanılamayacak kadar yumuşak olduğundan, «hafif alaşımlar» denilen birçok alaşımda, silisyum ile, magnezyum ile, bakır ile karıştırılır. Hafif oldukları için bu alaşımlar hafif malzemeyi gerektiren her yerde, özellikle uçak ve otomobil yapımında çok kullanılır (kullanılan alaşıma Dür alimin denir)

Alüminyumdan en fazla otomobil yapımında yararlanılır; hafif olduğu için piston, karterler ve karoserlerde, iletken olduğu için blok silindir ve üst kapaklarda, süsleme amacıyla far ve ayna çerçevelerinde, kapı kollan v.b. yerlerde çok kullanılır. Alüminyum veya hafif alaşımlar bina yapımında, elektrikli araçlarda, kap-kacak yapımında v.b. yerlerde kullanılır. Alüminyum oksit başka doğal kimyasal elementlerle karıştırılınca safir ve yakuta dönüşür. Aynı oksit, toz haline getirilirse zımpara olur; bu da yüzeyleri aşındırarak düzlemeğe yarar.



Baryum


Gümüş renginde, yumuşak bir madendir. Tabiatta daha çok, baryum sülfatı (BaSO4), baryum karbonatı (BaCO3) halinde bulunur. Bileşiklerinden saf baryum elde etmek için, ya erimiş baryum klorürü ya da sıcak bir baryum klorür eriyiği elektrolize edilir. Havada çok çabuk oksit haline gelir. Su ile, şiddetli bir tepkime göstererek, hidrojen çıkartır; kendisi de, hidroksit halinde erir. Baryumu ilk elde eden, İngiliz kimya bilgini Sır Humphrey Davy'dir (1808).

Baryum sülfatı, röntgen ışınlarını geçirmediği için, doktorlukta ve özellikle de radyolojide çok kullanılır. Mide, barsak gibi, içi boş organlar, röntgen filminde pek iyi gözükmezler. Bu gibi organların, yakından incelenebilmesi için, röntgen çekilmeden önce, hastalara suya karıştırılmış baryum içirilir.

Baryum İnsanı Zehirleyebilir

Saf baryum, suya karıştırılınca zararsız olduğu halde, baryum tuzları, suda ya da asitlerde erimiş olarak, vücuda girerlerse, şiddetli zehirlenmelere yol açabilirler. Baryum tuzlarıyla zehirlenmiş bir kimsede, kusma, ishal ve karın ağrıları görülür. Halsizlik gitgide artar, şiddetli kramplar başgösterir. Bu şekilde zehirlenmeleri kurtarmak için, mide yıkanmalı, hastaya kusturucu ilâçlar verilmelidir.

Özellikleri

Simgesi: Ba
Yoğunluğu: 3,78
Atom No.: 56
Atom ağırlığı: 137,36
Ergime noktası: 710°




Uranyum


Uranyum, 1800°C'a doğru eriyen, gümüş beyazlığında bir madendir. 1789'da Alman kimyacısı Martin Klaproth (1743-1817), pekblend denilen bir maden filizi içinde oksit halinde (uran) bulunan uranyumun varlığını keşfetti. Uranyumun, çoğu sarı ya da yeşil renkte pek çok oksidi ve tuzu vardır. Fransız kimyacısı Henri Becquerel (1852-1908) uranyumu inceleyerek 1896 yılında radyoaktiflik olayını ortaya çıkardı ve ondan iki yıl sonra '''radyumu bulan Marie Curie bu olaya radyoaktiflik adını verdi.

Doğal uranyum, üç izutop'un, yani atomlarının kütlesi ve radyoaktiflik dereceleri bakımından aralarında bazı küçük farklar bulunan birbirine benzer üç kimyasal elementin karışımıdır. Nötronlarla "bombardıman edilen" uranyum 235 izotopu fisyon'a uğrar, yani çekirdeği kütlece eşit iki parçaya bölünür, uranyum 238 izotopu ise plütonyıım'a dönüşür.

Nükleer enerji üretiminin (nükleer reaktörler ve piller, atom bombalan) temel hammaddesi olan uranyum A.B.D.'de, Kanada'da ve Güney Afrika'da boldur. Bazı santralları beslemek için uranyumu "zenginleştirmek" gerekir; bu amaçla izotop ayırımı'na başvurarak madenin bileşimindeki en radyoaktif izotopların yüzde oranı arttırılır.



Kömür


Milyonlarca yıl önce, ormanlardaki ağaçlar kuruyup dökülerek kalın katmanlar halinde üst üste yığıldı ve bu katmanlar yavaş yavaş toprakla örtüldü. Bazı bölgelerde toprak suyla doldu, içindeki ağaçlar çürüyerek siyah ve sert bir maddeye dönüştü: kömür.

Bu katmanların meydana geldiği zamanlara göre birkaç kömür çeşidi vardır. En eski katmanlar madenkömürü veya taşkömür dediğimiz sert ve parlak bir kömür verir; yağlı madenkömürleri, en çok ısı veren kömür çeşididir. Linyitler daha yeni ve dana az sert kayalardır; l kilo madenkömürünün verdiği ısıyı yaratmak için 3 kilo linyit gerekir. Bataklık kömürü de denen turba, kara toprağa benzer; bu kömür bir milyon yıldan az bir zaman önce oluşmuştur.

İcatlar Ve Keşifler

Hava basıncını ölçmeğe yarayan alet. Yunanca ağırlık anlamına gelen "baros" ve ölçü anlamına gelen «metron»dan.




İnce bir kamışla su içtiğimiz zaman, kamışın içindeki havayı ağzımızla içimize çekeriz. Böylece yaratılan boşluk hemen, yukarı doğru çıkan sıvıyla dolar. Bu olay bize doğal gibi gelir; ama bunu nasıl açıklamalı? Eskiçağ bilginleri bu soruya şöyle karşılık verirlerdi: «Doğa, boşluktan nefret eder», yani boşaltılan havanın yerini mutlaka bir şey doldurmalıdır. Ama bu bir açıklama değildir.

Atmosfer her şeyi bastırır, sıkıştırır; tıpkı bulunduğu kabın çeperlerine ve içinde yüzen nesnelerin tümüne basınç yapan bir sıvı gibi. Dalgıçlar birkaç metre derine dalar dalmaz, hemen su basıncını duyarlar. Hava için de az çok aynı şey söz konusudur: stratosferin en yüksek katmanlarına oranla biz, havanın «dibinde», çok derinde sayılırız ve sıfır düzeyde (deniz düzeyi) havanın ağırlığı, sm2'ye l 033 gramlık bir basınç yapar.

Bir kuyuya daldırılan borudaki hava tulumba ile emilince, atmosfer, borunun içindeki suya basınç yapmaz olur, ama kuyunun içindeki suya basınç yapmağa devam eder. Böylece sıvı, borudan yukarıya doğru itilir. Ve su, 10,30 metrelik bir yüksekliğe ulaşınca, bu sıvı sütununun ağırlığı, havanın kuyu yüzeyine yaptığı basınca eşit hale gelir. Bu iki güç arasında denge kurulur ve su artık yükselmez.

BAROMETRENİN İCADI

Bu garip olayı ilk olarak 1643 yılında, İtalyan bilgini Evangelista Torricelli açıkladı. Torricelli, suyun yerine, ondan on üç buçuk defa daha ağır olan civayı (sıvı maden) koymayı akıl etti, bu sayede sütunun yüksekliği aynı oranda kısalmış oldu. Böylece Torricelli ilk barometreyi gerçekleştirdi: bir ucu tıkalı ve içi civa dolu cam bir boru. Bu boru başaşağı çevrilip açık ucu gene civayla dolu bir küvete daldırılır. Borudaki civanın bir kısmı küvete akar ve civa sütunu borunun içinde aşağı yukarı 760 milimetreye kadar iner. O zaman civanın ağırlığı, atmosfer basıncı ile eşdeğer olur.

YÜKSEKLİĞİN ÖLÇÜLMESİ VE HAVA TAHMİNİ

Aynı dönemde, Blaise Pascal, yükselti'yi ölçmek için barometreden yararlanmayı düşündü. Atmosferin ağırlığı, borunun içindeki civanın yüksekliğini belirlediğine göre, bu yükseklik, bir dağın tepesinde azalacaktır; dağın tepesinde, hava tabakasının yüksekliği deniz düzeyine göre daha az olduğundan ağırlığı da daha az olacaktır. Buna göre civa sütununun yüksekliği, hangi yükseltide bulunduğumuzu gösterir: altimetre'nin (yükseltiölçer) esası budur.

Daha sonra, atmosferdeki değişmelerin, atmosfer ağırlığını azaltıp çoğaltmakla civa sütununun yüksekliğini değiştirdiği anlaşıldı. Böylece barometre işaretlerine bakılarak hava değişikliği'nin tahmini öğrenilmiş oldu; buna göre deniz düzeyinde, 760 milimetre yükseklikteki civa, «güzel hava» belirtisidir. Atmosfer basıncı, havası boşaltılmış kutular olan madeni barometre'lerle de ölçülebilir.

Denizatları ile ilgili bilgi

Denizatı, yılan iğnesinin de dahil olduğu Syngnathidae familyasından Hippocampus cinsine ait olan balıklardır. Tüm dünyada ılıman ve tropikal sularda bulunurlar.

Denizatların boyutları 16 milimetre ile (yakın zamanda keşfedilen Hippocampus denise) 35 santimetre arasında değişen türleri bulunur. Denizatı ve yılan iğnesi türleri erkek hamileliğinin görüldüğü tek türler olarak bilinmektedirler.

Denizatı alt vücuttaki arka yüzgeç ve kafada solungaçların yanındaki göğüs yüzgeçleri ile tam bir balıktır. Bazı deniz atı türleri kısmen saydaımdır, bu yüzden akvaryumlarda orada olmalarına rağmen görünmezler ve resimlerde pek sık görülmezler.

Denizatı nüfusu son yıllardaki aşırı avlanma nedeniyle tehlike altına girmiştir. Denizatı geleneksel Çin şifalı bitki biliminde kullanılmaktadır ve her yıl 20 milyon denizatı bu amaçla yakalanıp satılmaktadır.

Denizatlarının ihracatı ve ithalatı 15 Mayıs 2004'den beri CITES tarafından kontrol edilmektedir.

Deniz ejderleri denizatlarının yakın akrabalarıdır fakat daha büyük vücutları ve yaprak benzeri uzantıları vardır, bu uzantılar sayesinde yüzen deniz yosunu ve esmer suyosunu yataklarının arasında saklanabilirler. Deniz ejderleri larvamsı balıklar ve amphipodalarla beslenirler. Mysid (deniz bitleri) gibi küçük karides benzeri kabuklu hayvanlarla, avlarını küçük ağızlarına çekerek beslenirler. Bu amphipodaların birçoğu, deniz ejderlerinin yaşadığı esmer suyosunu ormanlarının gölgesinde büyüyen kırmızı algle beslenir.


Üreme
Denizatları alışılmamış bir yolla ürerler: erkekleri hamile kalır. Çoğu denizatı türlerinin hamileliği yaklaşık olarak iki ile üç hafta arasından sürer.

Erkek denizatında dişi tarafından bırakılan yumurtaları taşıdığı kuluçka kesesi bulunmaktadır. Çiftleşen çift kuyruklarını birbirlerine sararlar ve dişi uzun bir tüp olan ovipositoru erkeğin kesesine getirir. Yumurta tüpten yukarıya erkeğin kesesine ilerler ve burada erkek daha sonra yumurtaları döller. Embriyolar on gün ile altı hafta arasında gelişirler, bu süre türe ve su koşullarına bağlı olarak değişmektedir. Erkek doğum yaparken, tüm bebek denizatları çıkana kadar boşaltır.

Erkeğin kesesi yumurtalar için tuzluluğu ayarlar, yumurtalar olgunlaşmaya başladıkça dışarıdaki oranla eşitlemek için yavaşça arttırır. Yumurtadan çıkan yavrular ebeveynlerinden bağımsızdır. Bazıları gelişme zamanlarını okyanus planktonlarıyla geçirirler. Bazen, erkek denizatı yeni çıkmış yavruları tüketebilir. Diğer türler (H. zosterae) hemen yaşama deniz dibi canlısı (bentos) olarak başlar.

Denizatları genellikle tek eşlidir, ancak bazı türler (H. abdominalis gibi) sürü halinde yaşamayı sevmektedirler. Tek eşli çiftlerde, erkek ve dişi birbirlerini sabahları ve bazen akşamları aralarındaki bağı kuvvetlendirmek için kur yaparak karşılarlar. Günün geri kalanını birbirlerinden ayrı olarak yiyecek aramakla geçirirler.


Denizatları hızlı hareket eden gözleri vardır, bu sayede avları ve avcıları vücutlarını hareket etmeden izleyebilirler. Yapraklı deniz ejderi gibi, avlarını yutmakta kullandığı uzun bir burnu vardır. Yüzgeçleri küçüktür, çünkü kalın su bitkileri arasında gitmektedir. Denizatının uzun, kavrayıcı kuyruğu vardır, bu sayede deniz yosunu gibi desteklere sarılarak akım tarafından sürüklenmesini engeller.

Pasaport ve vize nasıl alınır??

Umuma Mahsus Pasaportlar-Normal Pasaport

Türk vatandaşlarının umuma mahsus münferit ve umuma mahsus müşterek pasaportları yurt içinde Valiliklerce, yabancı memleketlerde Türkiye Cumhuriyeti Başkonsoloslukları ve Büyükelçiliklerince verilir.

Umuma Mahsus Münferit Pasaportlar,en az üç ay, en fazla beş yıl süreyle geçerli olmak üzere verilir.

Başvuru İçin Gerekli Belgeler:

* İl Emniyet Müdürlüklerinden temin edilecek pasaport talep formu,
* Nüfus cüzdanı aslı,
* Dört adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için iki adet),
* Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen "Pasaport cüzdan bedeli" ve talep edilen sürelere göre belirlenmiş pasaport harcı (Temditler için pasaport cüzdan bedeli istenmez),
* Reşit olmayan ve mahcurlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir),

Umuma Mahsus Müşterek Pasaportlar:

Üç ay, altı ay ve bir yıl geçerli olmak üzere verilir. En az beş kişilik kafile teşkil edilerek toplu halde yolculuk etmek isteyen Türk Vatandaşlarına talep etmeleri halinde verilir.

Başvuru İçin Gerekli Belgeler:

* Kafile başkanının dolduracağı İl Emniyet Müdürlüğünden temin edilecek pasaport talep formu,
* Nüfus cüzdanlarının asılları,
* Kafile başkanının beş, diğerlerinin dörder adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğrafları,
* Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen "Pasaport cüzdan bedeli" ve her kişiden talep edilen sürelere uygun ayrı ayrı alınacak pasaport harcı.

Umuma Mahsus Pasaport

Bu tür pasaportlar halen yurt içinde valilikler adına Emniyet Müdürlüklerince ve yurt dışında Konsolosluklarımızca verilmektedir.

İstenilen Belgeler:

1-Pasaport form dilekçesi; yurt içinde umuma mahsus pasaport almak isteyen vatandaşlarımız, Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanıp Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı tarafından bastırılarak İl Emniyet Müdürlüklerinde satışa sunulan ‘pasaport istek formu’ tam ve doğru olarak doldurulduktan sonra İl Emniyet Müdürlüklerine müracaat edilir.

2-Nüfus Hüviyet cüzdanı; Pasaport istek formuna yazılan bilgilerle nüfus hüviyet cüzdanındakilerin karşılaştırılmasından sonra pasaport müracaatlarından sonra kendilerine iade edilir.

3-4adet (4,5x6 ebadında) vesikalık fotoğraf. Temditlerde iki adet.

4-Reşit olmayanlar veya mahcurların kanuni temsilcilerinden muvafakat name,

5-İşçi ve işçi ailelerinden İş ve İşçi Bulma Kurumundan alınacak belge,

6-Yurtdışında öğrenci olanlardan Milli Eğitim Bakanlığından alacakları belge,

7-İthalat ve ihracatçı ile belli bir meslek yazdıracaklardan (kasap ve vb.) ilgili kuruluşlardan belge,

Bu türden pasaport almak veya temdit ettirmek için herhangi bir İl Emniyet Müdürlüğü’ne veya dış temsilciliklerimize başvurmak mümkündür. Ancak nüfusa kayıtlı olduğu İlden başka bir yere müracaat edilmesi halinde tanzim süresi uzamaktadır.

Hususi Damgalı Pasaportlar (Yeşil Pasaport)

Dört yıl süreyle , yurt içinde İçişleri Bakanlığı, yurt dışında ise İçişleri Bakanlığının muvafakatı ve Dışişleri Bakanlığının talimatı ile Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilikleri ve Başkonsoluslukları tarafından verilir. Yurt içinde İçişleri Bakanlığı adına bu görevi İL EMNİYET MÜDÜRLÜKLERİ üstlenmiştir.

Kimler Alabilir?

1. TBMM eski üyeleri ,
2. Eski Bakanlar,
3. Görevleri süresince Büyükşehir, İl ve İlçe Belediye Başkanları,
4. Birinci, ikinci, üçüncü derece kadrolarda bulunan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
5. Birinci, ikinci, üçüncü derece kadrolar karşılık gösterilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştırılan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
6. Sözleşmeli olarak çalışanlardan, kadro karşılıkları olmayan ancak TC Emekli Sandığı ile ilgilendirilip emekli kesenekleri birinci, ikinci, üçüncü derecelerden kesilmekte olan Devlet Memurları ve diğer Kamu Görevlileri,
7. Dört, beş ve altıncı maddelerde belirtilenlerden emeklilik veya çekilme sebepleriyle vazifelerinden ayrılmış bulunanlar,
8. Birinci, ikinci, üçüncü derecelerde bulunup da Hususi Damgalı Pasaport almaya hakkı olan Devlet Memurları ile Subay ve Astsubayların taşıdıkları ünvan ve/veya rütbeleri taşımakla beraber birinci, ikinci ve üçüncü derece kadroları almadan emekli olan veya ayrılanlardan Devlet Memuriyetindeki hizmet süreleri, taşıdığı ünvan ve/veya rütbeleri itibariyle bugün Hususi Damgalı Pasaport almaya hak kazananların emsalleri,
9. Bunların eşleri ile bu tür pasaportu almaya hakkı bulunduğu sırada vefat edenlerin dul eşleri (Başkası ile evlenmemiş ise),
10. Bu durumda olanların yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan kız çocukları ve yine yanlarında yaşayıp reşit olmayan erkek çocukları.

Çalışanların Başvurusu İçin Gerekli Belgeler:

* Çalıştığı kurumdan onaylı pasaport talep formu,
* Nüfus cüzdanı,
* Dört adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için iki adet),
* Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen "Pasaport cüzdan bedeli" Temditler için istenmez,
* Daha önce herhangi bir pasaport almışsa getirilmesi,
* Reşit olmayanlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir)

Emekli veya Meslekten Ayrılmış Olanların Başvurusu İçin Gerekli Belgeler:

* Kendi imzaları ile dolduracakları matbu pasaport talep formu, 2- Kurumundan alacağı, emekli olduğu veya ayrıldığı tarihteki kadro derecesini belirten yazı, (Temditler için istenmez) ,
* Nüfus cüzdanı ve Fotokopisi,
* Dört adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için iki adet),
* Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen "Pasaport cüzdan bedeli" Temditler için istenmez,
* Daha önce herhangi bir pasaport almışsa getirilmesi,
* Reşit olmayanlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir)

Hususi Pasaport -Yeşil Pasaport

Bu tür pasaport, Türkiye Büyük Millet Meclisi eski üyelerine, eski bakanlara, birinci, ikinci ve üçüncü derece kadrolarda bulunan devlet memurlarına, kadro karşılığı olmaksızın Emekli Sandığı ile ilintilendirilip, 1, 2 ve 3’üncü derecelerden kesilmek suretiyle sözleşmeli olarak çalıştırılan kamu görevlilerine,devlet memuriyetindeki hizmet süreleri taşıdığı unvan veya rütbeleri itibariyle bu gün hususi pasaport almaya hak kazananlar emsal alınmak suretiyle 1, 2 ve 3’üncü derece karoları almadan emikli olanlara veya ayrılanlara, 3,4,5 ve 6’ncı maddelerde sayılanlardan emeklilik veya çekilme sebepleri ile vazifelerinden ayrılmış olanlara, Büyükşehir, İl ve İlçe Belediye Başkanlarına görevleri süresince hususi pasaport verilir. Hususi pasaport alabilecek durumda olanların eşlerine, hususi pasaport almaya hak kazandığı sırada vefat edenlerin başkalarıyla evlenmemiş dul eşlerine, hususi pasaport alabilecek durumda bulunanların yanında yaşayıp, evli ve iş sahibi olmayan kız çocuklarına, reşit olmayan erkek çocuklarına hususi pasaport verilir.

İstenilen Belgeler:

Çalışanlar için

1-Hususi pasaport talep formu (Kurumun yetkili amirinden onaylı)

2-Nüfus cüzdanı aslı (Kontrol edildikten sonra iade edilir)

3-Dört adet 4,5x6 cm ebadında cepheden yeni çekilmiş vesikalık fotoğraf (Temditler, süre uzatımı için iki adet)

4-Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen ‘Pasaport Cüzdan Bedeli’ (Temdit ve süre uzatımı için ücret istenmez)

5-Daha önce herhangi bir pasaport almışsa getirilmesi.

6-Reşit olmayan çocuklar için kanuni mümessillerinin (Ayrı pasaport alacaksa anne-baba, anne refakatinde olacaksa baba, baba refakatinde olacaksa annenin) noterden tasdikli muvafakat-name (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilebilir.)

Emekli ve Çekilenler İçin

1-Emekliler için talep formu

2-Emekli veya çekildiği tarihteki kadro derecesini ve unvanını belirten ve eski kurumları tarafından yetkili kılınan amirinden onaylı belge.

3-Nüfus cüzdan aslı ve fotokopisi

4-Dört adet 4,5x6 cm ebadında cepheden yeni çekilmiş vesikalık fotoğraf (Temditler ve süre uzatımı için iki adet)

5-Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen ‘Pasaport Cüzdan Bedeli’ (Temditler ve süre uzatımı için istenmez)

6-Daha önce herhangi bir pasaport almışsa geri getirilmesi.

7-Reşit olmayan çocuklar için kanuni mümessillerinin (Ayrı pasaport alacaksa anne-baba, anne refakatinde olacaksa baba, baba refakatinde olacaksa annenin) noterden tasdikli muvafakat-namesi (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamların huzurunda da verilebilir.)


Hususi Pasaport Talep ve Müracaat Şekilleri

Talep edenin mensup bulunduğu makamın yetkili amirinin baş vurusu üzerine İl Emniyet Müdürlüklerince verilir.

Bu nevi pasaportlar aynı şartlar dahilinde İçişleri Bakanlığının muvafakati ve Dışişleri Bakanlığının vereceği talimat üzerine Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliklerince de verilebilir.

Emeklilik veya çekilme sebepleri ile vazifelerinden ayrılmış olanların hususi pasaport alabilmeleri için durumlarını gösteren ayrıldığı kurumun yetkili amirinden onaylı belgelerle doğrudan İl Emniyet Müdürlüklerine müracaat etmeleri gerekir.

Hususi Pasaportun Geçerlilik Süresi ve Temdidi

Hususi pasaportlar dört sene için geçerli olmak üzere tanzim edilir. Yurtiçinde pasaport süresi bitenler için yine yetkili amirin başvurusu üzerine İl Emniyet Müdürlerince beşer defa uzatılır. Bu pasaportların süresi yurtdışında bitenlerin pasaportları yine yetkili amirin başvurusu üzerine İçişleri Bakanlığının vereceği talimat üzerine Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilerince de aynı müddetler için beşer defa uzatılması mümkündür.

Hizmet Damgalı Pasaportlar- Kırmızı ve Diplomatik Pasaport

Dört seneyi geçmemek üzere pasaport sahibinin görevinin müddetine göre tesbit edilecek süreyle sınırlı olarak, yurt içinde İçişleri Bakanlığı, yurt dışında ise İçişleri Bakanlığının muvafakatı ve Dışişleri Bakanlığının talimatı ile Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilikleri ve Başkonsoluslukları tarafından verilir. Yurt içinde İçişleri Bakanlığı adına bu görevi Başkanlığımız üstlenmiştir.

Kimler Alabilir:

1. Hükümetçe, Hususi İdarelerce veya Belediyelerce resmi vazifeyle dış memleketlere gönderilen veya dış memleketlerde görevlendirilenler,
2. Türkiye Cumhuriyetinin üyesi bulunduğu Milletlerarası Kuruluşlarda memur statüsünde çalışanlar,
3. Türk Hava Kurumu ve Türkiye Kızılay Cemiyetince görevlendirilenler,
4. Bunların eşleri,
5. Bu durumda olanların, yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan kız çocukları ve yine yanlarında yaşayıp reşit olmayan erkek çocukları.

Başvuru İçin Gerekli Belgeler:

* Talep edenin mensubu bulunduğu kurumdan onaylanmış pasaport talep formu,
* Görevlendirme onayı,
* Nüfus cüzdanı,
* Üç adet 4.5 x 6 cm ebadında vesikalık fotoğraf (Temditler için bir adet),
* Maliye Bakanlığınca her yıl belirlenen "Pasaport cüzdan bedeli" (1996 yılı için bir milyon TL.- Temditler için istenmez),
* Daha önce herhangi bir pasaport almışsa getirilmesi,
* Reşit olmayanlar için kanuni mümessillerinin noterden tasdikli muvafakati (Müracaat sırasında pasaport vermeye yetkili makamlar huzurunda da verilir)

Hizmet Pasaportu

Bu pasaport, diplomatik veya hususi damgalı pasaport verilmesi mümkün olmayan kimselere, Hükümetçe, hususi idarelerce veya belediyelerce resmi vazife ile yurtdışına gönderildiklerinde veya yurtdışında vazifeye alındıklarında verilir.

Türkiye Cumhuriyetinin üyesi bulunduğu Milletlerarası Kuruluşlarda memur statüsünde çalışanlar ile Türk Hava Kurumu ve Türkiye Kızılay Cemiyetince görevlendirilenlere de aynı nevi pasaport Emniyet Genel Müdürlüğü’nce verilmektedir.

İstenilen Belgeler

Bakanlık Onayı ve pasaport talep yazısı, Üniversite mensuplarından YÖK yazısı, Form dilekçe, 3 adet (4,5x6 ebadında) fotoğraf (temditler için 2 adet ), Nüfus cüzdanı veya noterden tasdikli örneği, Reşit olmayanların kanuni temsilcilerinin muvafakat namesi istenir.

Diplomatik Pasaport

Bu pasaport Dışişleri Bakanlığı ile yabancı memleketlerde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilik ve Elçilikleri tarafından verilir.

Diplomatik Pasaportlar, muvakkat görev veya seyahat için gidenlere görevlerinin veya seyahatlerinin mahiyetine göre, bir seyahate mahsus olmak üzere veya azami 2 yıl için, daimi görevle gidenlere de azami 4 yıl için geçerli olmak üzere verilip, icabında aynı müddetle 3 defa temdit olunur.

Diplomatik pasaportlar; Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi Olmayan Bakanlara, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi, Sayıştay, Genelkurmay 1.ve 2. Başkanlarına, Cumhuriyet Başsavcısına, Orgenerallere, Oramirallere, eski Cumhurbaşkanlarına, Yasama Meclisleri eski Başkanlarına, eski Başbakanlara, Dışişleri eski Bakanlarına, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterine, Başkanlık ve Bakanlık Müsteşarları ile Diyanet İşleri Başkanına, Büyükelçilik unvanı taşıyan Başbakan Müşavirleri ile Başbakan Dışişleri Danışmanlarına, Dışişleri Bakanlığı meslek mensuplarına, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği üstü düzey görevlilerinden resmi bir görevle gönderilenlere, Türkiye Cumhuriyeti Dış Temsilciliklerinin yanında memur edilen müşavirlere, ateşlere ve muavinlerine, Hükümet adına Milletlerarası resmi müzakereler yapılması, mukavelenameler akdi için veya Milletlerarası toplantılar, kongre ve konferanslara katılmak üzere gönderilenlere ve yabancı devletler veya Milletlerarası teşekküller nezdinde daimi veya geçici görev yapmak üzere gönderilenler siyasi kuryeler verilir.

Diplomatik pasaport alabilecek durumda bulunan veya alan kimselerin sıfat veya vazifeleri devam ettiği müddetçe, eşlerine dahi diplomatik pasaport verilmesi veya bunların eşlerinin pasaportlarının refakat hanesine kaydedilmesi mümkündür.

Diplomatik pasaport alan kimselerin sıfat vazifeleri devam ettiği müddetçe yanlarında yaşayıp evli bulunmayan ve iş sahibi olmayan kız çocuklarına ve yine yanlarında yaşayıp, reşit bulunmayan erkek çocuklarına dahi diplomatik pasaport verilir veya bunlar baba veya annelerinin pasaportlarının refakat hanesine kaydedilir.

Diplomatik pasaportların refakat hanesine kayıtlı bulunanlar pasaport sahibi ile birlikte seyahat etmedikleri takdirde o pasaportu kullanamazlar.

Diplomatik pasaportlarda, sahiplerinin veya varsa refakat hanesine kayıtlı bulunanların birer adet fotoğraflarının pasaport üzerinde olması lazımdır.

Diplomatik pasaportlar hiçbir harç veya resme tabi değildir.

Öğrenci Meşruhatlı Pasaport

Yurtdışına öğrenim için gidecek olan vatandaşlarımızın, Milli Eğitim Bakanlığından alacakları durumlarını gösteren belgeyle müracaat etmeleri halinde, umuma mahsus münferit pasaport almak için gerekli olan diğer belgeleri de ibraz etmeleri kaydıyla harçsız "Öğrenci" meşruhatlı pasaport verilir.

İşçi Meşruhatlı Pasaport

Yurtdışında geçimini temin ettiğini İş ve İşçi Bulma Kurumundan alacakları belge ile belgelendirenlere, umuma mahsus münferit pasaport almak için gerekli olan diğer belgeleri de ibraz etmeleri kaydıyla ilk iki yılı harçtan muaf "İşçi" meşruhatlı pasaport verilir. Aynı şekilde bu durumda olanların aileleri de bu tür pasaportu alabilir.

Kaybolan Pasaportlar

Alınan pasaportun kaybolması halinde vakit geçirilmeden mahallin polismakamlarına müracaat edilmesi gerekmektedir. Böylece kaybolan pasaportun, ilgisiz ve kötü niyetli kişilerce kullanımının önüne geçilmesi amacıyla hudut kapılarımızda bulunan bilgisayarlara kaydedilmesi sağlanacaktır. Kayıp pasaport için müracaat edilmemesi halinde ise, pasaport ilgisiz ve kötü niyetli kişilerce kullanılırken yakalandığında pasaportun gerçek sahibi de adli işleme konu olacaktır.

Türkiye'ye Giriş ve Çıkış

Türkiye'ye giriş ve çıkışlar Bakanlar Kurulunca tayin olunan yolcu giriş ve çıkış kapılarından yapılır. Türkiye'ye giriş-çıkışta Hudut Kapısındaki görevlilere usulüne uygun düzenlenmiş, muteber bir pasaport ibraz edilmesi zorunludur. Öte yandan Türkiye'ye giriş yapmak isteyenlerden Türk vatandaşlığı sabit olanlar Türkiye'ye kabul olunur. Ancak bunlardan pasaportsuz olanlar hakkında gerekli yasal işlem de yapılır. Vatandaş sınırdışı edilemez ve ülkeye girme hakkından yoksun bırakılamaz.

Çift Uyruklu Vatandaşlarımız

Çift uyruklu vatandaşlarımız Türkiye'ye giriş-çıkışlarında ve Türkiye'de bulundukları süre içinde TC vatandaşı gibi işleme tabi tutulurlar. TC vatandaşlığını muhafaza edip de aynı zamanda başka bir Devlet Vatandaşı olanlar Türkiye'ye giriş ve çıkışlarında TC pasaportu ibraz etmek zorundadır. Ancak istemeleri halinde ikinci ülke pasaportlarına da giriş-çıkış damgası vurulabilir. Çift uyruklu vatandaşlarımıza Türkiye'ye girebilmeleri için vize verilmesi söz konusu değildir.

Pasaport Yerine Geçen Belgeler Şunlardır:

* Pasavan,
* İdari Mektup,
* Gemiadamı Cüzdanı,
* Uçak Mürettebatı Belgesi,
* Demiryolu Personeli Kimlik Belgesi,
* Hudut Geçiş Belgesi,
* Seyahat Belgesi,
* Mültecilere Mahsus Seyahat Belgesi

Manzaralar!!!


















































Tuğba Özay'a tahliye kararı

Rulet operasyonu kapsamında hazırlanan iddianameyi kabul eden mahkeme Tuğba Özay'ın tahliyesine karar verdi.
Tuğba Özay, Rulet operasyonu kapsamında gözaltına alınarak 10 Ağustos 2007'de tutuklandı. Özay, o tarihten beri Paşakapısı Cezaevi'nde tutuluyordu.

Bakkal İçerisinde Meydana Gelen Kavga Güvenlik Kameralarına Takıldı

Rize'de bir bakkal sahibi ve yakınları ile kendisini demir çubuklarla darp etmeye gelen kişiler arasında çıkan kavga, güvenlik kamerasına yansıdı. İşyeri sahibi, kendisini dövmeye gelen şahısları oyuncak silahla korkutarak kendini savundu.

Edinilen bilgiye göre, dün akşam meydana gelen olayda, R.S ve arkadaşları, daha önceden aralarında tartışma yaşanan U.Y'nin Atmeydanı Mahallesi'ndeki dükkanının önünde toplandı.

U.Y, alışveriş yapmak bahanesiyle dükkana giren R.S ve yanındaki iki kişi üzerinde demir çubuklar olduğunu görünce, dükkanda satmak için bulundurduğu oyuncak tabancayı bu kişilere doğrulttu. Tabancayı gerçek sanan R.S ve arkadaşları U.Y'yi ikna etmeye çalıştı. Bu durumu iş yerindeki kameralardan izleyen U.Y'nin babası Y.Y. de dükkana inerek olayı yatıştırmaya çalıştı. T

Tartışmaların sürdüğü sırada belinden demir çubuğu çıkartan R.S, U.Y'ye vurmaya başladı. Dükkana U.Y'nin kardeşi O.Y'nin de gelmesiyle kavga büyüdü. U.Y, başına ve vücuduna aldığı darbelerle yere yığılırken, yanında bulunan 5 yaşındaki oğlu Y.Y, babasının dövüldüğü sırada süpürgeyle saldırganlara karşı koymaya çalıştı.

Çıkan arbedede saldırganlardan ikisi kaçmayı başarırken, bu sefer U.Y'nin yakınları, saldırgan R.S'yi darp etmeye başladı. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri R.S'yi kurtardı.

Polis, kavgada yaralanan U.Y, kardeşi O.Y ve saldırgan R.S'i gözaltına alarak tedavilerinin yapılmasını sağladı. Tedavi sonrası Rize Adliyesi'ne sevk edilen bu kişiler, sorgularının ardından serbest bırakıldılar. R.S'nin yanında bulunan ve kavga sırasında kaçan 2 kişinin yakalanmasına çalışılıyor.