Futbolcu avatarları

4 Şubat 2008 Pazartesi

futbolcu avatarları futbolcu avatarları futbolcu avatarları futbolcu avatarları futbolcu avatarları futbolcu avatarları

enterasan nickler

1 Şubat 2008 Cuma

1)Lan aLi İngiliz Anahtarını Getirsene Msn Yeni Sürüm İstiyo :

______________________________________________________________________

2)anne yinemi msn'nin üstüne dantel koydun

______________________________________________________________________

3)Aaa msn'me su Kaçmıs.Çalısmıyo.

______________________________________________________________________

4)Sevdiğimi Msn ler ALmış Ben yanmıyımda Kimler Yansın

______________________________________________________________________

5)Dur Şu Msn'nin Bi Tozunu Alayım

______________________________________________________________________

6)Mutluluk bile Acı Veriyor,Çünkü SoNu Var BiLiYoRum

______________________________________________________________________

7)Bu gece YiNe Uyuyamadım Ya Da Öyle Sandım..Rüyalarıma Da Gelmiyorsun ArTık;hayalmi,hayatmı;Yanıldım!...

______________________________________________________________________

8) ˙·٠٠•● Günlerim aglak Sabrin Sonu Selamete varsada faydasi yok˙·٠٠•●

______________________________________________________________________

9)Bir Gün kucuk bir kus ucmak istermis annesi yaninda olmadıgı bir vakit. Ativermis kendini yüksekten asagiya tam yere düserken….

______________________________________________________________________

10)Aşk:cennetle cehennem arsı işleyen trende mevsimlik bir bilet…

______________________________________________________________________

11)Yasamak hiç Bu KaDaR agıR GeLMeMisTi

______________________________________________________________________

12) ˙·٠٠•● ˙·٠٠•● BuNaLıM MoDuNDaYıM EfKaR'ıM HaT SaFhAdA

______________________________________________________________________

13) Bir papatya istiyorum, seviyormu sevmiyormu demek icin, sevmiyor cikacaksa yapraklari hic bitmesin...
14) Bu kader seni benden aldı seni benden caldı birkere sevdim hayatta oda seninle bitti artık elveda aşklara elveda yıllara....

______________________________________________________________________

15) ˙·٠٠•● Sende bir Gün bulacaksin..Adimi cok anacaksin..Hazin bir Ask diye yanacaksin..˙·٠٠•●

______________________________________________________________________

16) Aşk Kalbimi Yakan Bir Volkan Gibidir En Sevdigim Tatlı kazandibidir :}

______________________________________________________________________

17)v˙·٠٠•●Bir ipte bin cambaz oynar..deliler akil satar.. : )˙·٠٠•●

______________________________________________________________________

18) Hersey Biter...Su Taşı,Güneş Suyu, Zaman Güneşi,Aşk Zamanı,Söz Aşkı,Ben Sözü..


______________________________________________________________________

19) İcimi kanatan özlemlerle yaslanip, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan

______________________________________________________________________

20)Sen Benim Yanımda Olmadın 1 Saat Bile Olsa bunamı Sevmek Diyosun Heyyy Yalan Dünya

______________________________________________________________________

21)(#)Ölüm Bile Sıcak Gelir İnsana Cehenneme Gidecegini Bildikten Sonra(#) |Bir İntihar Gibi Puşt Olunca Sevdalar !

______________________________________________________________________


| Simdi Gidiyorum Sana Son Sozum Elveda!|Bir İntihar Gibi Puşt Olunca Sevdalar !

______________________________________________________________________

˙·٠٠•●Unut gitsin, aksin Gözlerinden bir Damla Yas gibi..Unut ve diren Hayata, Rüzgara duran Tas gibi..·٠٠•●


______________________________________________________________________

Eğri Olsam Yay Gibi Elde Tutarlar Beni. Doğru Olsam Ok Gibi Yaban'a Atarlar Beni..

______________________________________________________________________

Bak Dostum Yasamayı Öğren Ellerinle Tut Gözlerinle Gör Hayatınla Savas !...

______________________________________________________________________

|ъцґДќ| זּ ۩ †маѓїјцапа † ۩ זּ

______________________________________________________________________

˙·٠٠•●Ben maviye sonsuz bir anlam yükledim, seninle ilgisi yok...  ·٠٠•●

______________________________________________________________________

† маѓїјцапа † | ßèи ßιқтιм аŕтιқ ] : Gіdiџогцź ōĿцмé...џоĿсцĿцқ мéźåřå...

______________________________________________________________________

ŠęηΐηĽę¬ĩŁķ¯Đĕƒâ¯ŐŁŭγσЃùм«§ąŊã|

______________________________________________________________________


Başka bir bilgisayardan Messenger'da oturum açtınız.Yeniden oturum açmak için buraya tıkla


______________________________________________________________________
Boshwer, HepaynI MaSaL. “Hayat ve Ben” işte hepsi bu kadar….

______________________________________________________________________

Seviyorum DeLü Gibi öLüMüNe YaSıyorum AcıSını BiLe BiLe SeVaBıNı GüNahıNı CekiYoRum....

______________________________________________________________________

Kurş
Gülüşüne Bir un Sıksa Da Ölüm, Unutma;Umuda Kurşun İşlemez Gülüm!

______________________________________________________________________


Aşkın Bir klavye Gibi Bastıkca Seni Hatırlıyorum…

______________________________________________________________________


Günsy = yalan herzmn dogru kacamaktir

______________________________________________________________________


Zortik.NET tekrar Online..Herkesi Bekleris.»-(¯`v´¯)-» s.ç.s.d»-(¯`v´¯)-» †маѓїјцапа †  Gerçek Her Zaman Dogru cevaptır!


______________________________________________________________________

˙·٠٠•● Her Ask bir mavi Masal..anlatilmayan ●•٠٠·˙•

______________________________________________________________________

BeyNimdeKi Tek Güc oLan NefretiME Thank yoU… NefretiMi cekeMeyeN HerkeSe f*ck yoU


______________________________________________________________________

Genç Cılgın DeLü Sapik birsEyim Yaaa siritik aaaaaaaa Manyaqmıyım ne dilc cici &Seker Cocuk Burak :)


______________________________________________________________________

Ağladım göz yaşlarım döndü denize Ben derdimi kimseye söyleyemedim, kurşunlara gelirken arka mahallede, düştümde yerlere bir of.

Duygulu nickler

Lσѕт σf Liifє тiiм℮ ×S



|..ѕσηѕυzLυкDα кαчвσLαй нαчαLLєяiiм..|



[_ѕєйDєй ѕσй вiiя яiicαм σLαcαк.. йσLυяѕυй..αяDιйα вαкмαDαй giiт_]



..ι|güLüмѕє ѕiiмDii вєвєgiiм|ι.. «3


♥♥♥♥♥ßỉя Tєk گےєvgỉ Øℓå¢åk ßµncå Tєℓåştån Aяtåkåℓån... ---Ô T Ê گ Î Y Å L Å Ñ---♥♥♥♥♥♥



♥ßumuyDu Hayat Déd!q|éry Hayat a$|ınDa q0sq0camaN ß!r rüya Uyan Art|q ß!tt! Rüya


♥ßΆм£z••••d£dÎğÎм••••h£я••••گے£¥••••bΆ†Î••••gÎ†м £z••••d£dÎğÎм••••h£яk£گÎÑ••••gΆ†ÎğΕ•••gÎbÎ



♥Nєя∂єsỉn گےєn¿HåYåtıмın nєяєsỉn∂є yєяỉn¿Hємєn yånıbåşıмdå åмå yıℓ∂ızℓåя kå∂åя uzåk..Bỉℓ kỉ bu åşk guяuяå ve yåsåkℓåяå tutsåk.....


♥♥••K Ǻ P Ǻ † † I м•••K Ǻ L ß Î м Ε••گے Î м D Î L Î k•••¥ Ǻ Ñ L I Z L I K L Ǻ R•••Û L K £ گے Î Ñ D £••



♥Ñєяdє yi†iяsєм hєp گےєndє ßµℓµyoяµм ßåşℓångıçℓåяıмı گےєnsє hiç ßi†мєz gibi ßєndє oynµyoяsµn †üм گےåkℓånbåçlårını..!İ!


♥Niceleri geldi, neler istediler,
Sonunda dünyayI bIrakIp gittiler.
Sen hiç gitmeyecek gibisin degil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler..


♥Çektim yüreğimin ipini, bitti!

♥Oyun bozan bir haylazdım
Biliyorum ama..
Oynamadığımız bütün oyunları
Kıskanıyorum simdi

♥sana gitme diyemedim gözlerim gözlerinde kaldı susuz büyürmü hiç çiçek su sende çiçek bende kaldı


♥N€ İlktiN N€d€ SoN S€wgiyl€ DolduN N€fr€tl€ YoK OlduN ÜsgünüM CanıM UnutulduN.....!..İ..!..İ

♥Herkeى•µήµttµ•gitti•beήde•µήµttµm•herىeyi....≈≈≈B •Ằ•R•İ~~ى•E•N~~U•N•U•T•M•Ằ~~B•E•N•İ..!!

♥Sevmye•NiyetLiYseή•İi•Dşnmelisή•AgLamyı•Ögrenip•G üLmeyi•ßiLmeLisiή•Ask Kumar•Gibidir•Dikkat•EtmeLisή••Oynadğή Zar DeiL ßlmelisn••

♥DeĞiŞkEn bIr dÜnYaDa, BeN SaBiT KaLıYoRuM. hErKeS BaŞkA BaŞkA SeVeRkEn, BeN YiNe sEnI SeViYoRuM...!!!


♥saBRetmeye deqeRsin .. seN ßenDe ßitaneSinN !!

♥Sêvdâ êktîm îhâñêtî ßî¢îÿørûm , ¢øk Sêvmî$tîm î$tê ßûñâ ÿâñîÿørûm , vâzgê¢îLmêz Sâñdîñ Sêñ kêñdîñî Sâñâ ñøktâ køÿûÿørûm ..


♥bir masaldı bu
hep sen anlattın
çocuktum inandım..

♥dostLarm wardı hayaLLerm qiBi..hayaLLerm wardı dostLarm qiBi..ikisi de yaLndı sefdiim qiBi..qosLern yaLndı nefretm qiBi..

♥Birakip gittin beni… Seni unuttum sanma, zaman alismayi ogretti belki ama unutmayi asla


♥Bu gece YiNe Uyuyamadım Ya Da Öyle Sandım..Rüyalarıma Da Gelmiyorsun ArTık;hayalmi,hayatmı;Yanıldım!...

♥Aşk:cennetle cehennem arsı işleyen trende mevsimlik bir bilet…



♥Boshwer, HepaynI MaSaL. “Hayat ve Ben” işte hepsi bu kadar…


♥aslında herşeyin sorumlusu "aşk"tı
yani herkes aşk'a inandığı kadar haklı


♥artık ne sen bana
nede ben sana bir çehre...
sen.... zindan...
sen .... kelepçee...
ve ben:
tek sana mahkum bu yalnız şehirde...


♥uNutmadım sevgi sözcükLeRiNi
ama uNutmuş gibi davRaNdım,
SeNdeN başka hiç kimseye yakıştıRamadım!



♥Gidişini kabullenemememin kaderle, senle ilgisi yok.
Benim kavgam kendimle,
Bitişi yok bitişi bedeli bir bana, zararı hep bana hep bana.

♥Sen yoLLarına 29 harfLe acı dö$eyen bir $ahsa
Yara değiLde Yar diyebiLir misin?


♥ZORUMA GİDEN SENSİZLİK DEĞİL
ZAMANIN İÇİNDE SENİ ARAMAK.
ASLINDA BU DA DEĞİL ZORUMA GİDEN
VARLIĞIN VARKEN ŞUAN YOKLUĞUNU YAŞAMAK...


♥Tüm Şehir ağladı sen gittin diye
mecburmusun hep
En uzağa gitmeye



♥hem gidenedir bu şehir
hem gelecek olana
oda biraz oyalanıp
gider nasılsa


♥Üşüyen yanlarımla sarıldım hayata yeniden ve yeniden...
Hoşçakalı esirgenmiş bir veda sonrasında
hoşça bakamadım kendime ve hoşka kalamadım

♥Ayık oL panik yapma rahat oL ßaq daLgana 3 günLük dünya ne sana kaLır ne ßana ..!!!

♥né éL!mdn †u††Lr né yüzüMé qüLdüLér ß! qün 0Lsn öLmüné séwdiLr ßén séwd!m ßa$kasna wérd!Lr ßana ßu dünyda mu†LuLq Haramm$ méqéR


♥Tam_kar$ıya_geçerken_ßıraktığın_O_el_Ben!m_| ||♥İnanıyorsan savunduklarına, arkasında duracaksın..gerek yok cellada cıkarıldığında darağacına, tabureye sen vuracaksın !



♥NØk†ayı kØyduğum æN N£ S£nd£n ßir £S£r N£d£ ߣnd£n ßir iz kæLæjæk .


♥Sanma ßiLékLér!mdék! jiLét kéSigi 10Lar aŞkImIzIn bédéLi 10Lar zaLim!n diŞ !zLeri

♥Sen Benim Hem var oluş ; Hemde Yok Oluş Sebebimsin

Madem yalandın nie gerçek duygularımı oyuncak seçtin


::.._GériLim_..::


Sabrım SeLametinse, İntiKamım FeLaketindir!


içimde haykıran kimsesiz çocuklar ağlak..!
Kân Kâybedîyør hayâtîm.Can Ceksîyør HayaLLerîm.Ya$amak Sør GeLîyør Artîk ßâna.Nêrde Hata Yâptîm Dîye Dù$ùndùkce ßatîyør Her Lîmanda GemîLerîm Gîdîyørum Ya$amak îstemîyørum Artîk Aranîzda.'' YanLî$ Hâyat Døgru Ya$anmas ''


..вїя đΰ$'τΰм..кıяıŁđıм.. вΦ$vєяѕэиє ќїмїи чмячиđάγıм...


Yak sende bu şarkımı katlet hakkımı alırım giderim farzet ömrümü soldur beni maffet bıçağını yüreğime sapla ve terk et.!!

Bu hiddet benim! Kimse sahiplenmesin! Bütün suçlar ‘yine’ benim! Kimse, nezaketini araya verip, suçtan pay çıkarmasın kendine! Nesnelerinizin, kelimelerinizin, zamanınızın, sevginizin ziyanlığına yanmayın! Hasarı tespit edin yeter! Bedelini, fazlasına canımı ekleyip ödeyeceğim! Sıyrılıp çekilirken aranızdan, ‘üstüm kalsın’ diyebileceğim! Meğer siz, nasıl da yetermişsiniz size! Bilemedim… Sağ olun, sizi sevmeme izin verdiğiniz için ve beni sevdiğiniz için… Üstüm kalsın!


Son kez gelmeni istiyorum sessizce, habersizce, aniden.
Karşıma çıkmanı istiyorum, benim olan,sana yabancı olan
memleketimde.
Son kez sarılmak istiyorum sana sıkıca,
Elimi bırakmamanı gün boyunca,
Ve seni öptüğümde..
Sessizliğimizi seyretmek istiyorum.
Vedaların en güzelini yaşamak, belki yaşatmak, ve
son kez " Seviyorum Seni " demek istiyorum.

Ağlamaya utanan gözlerim, dayanamayacak.. biliyorum.

Sen gitmiş olacaksın,
Ve bitmiş olacağız birbirimizde.

Yine hoşçakal...
Sevdiğim adam...

seni unuttum ama hiç bi zaman bitmeyeceksin bende!!!!
кαяαкσℓ мєякєz ƒαякєтмєz α∂αραzαя ¢σ¢υgυ Ⴣєтмєz ∂ιкℓιя вαѕℓαя

HeЯ AnıN TadıNı ÇıkaЯmaya ßaK....

aNKaRa meRKez [ GiremeZz heRKeZz ]
'' Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma! Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar, utandırırlar...."


xXxküçük kız artık çok yorulduxXx


Umutlarımı,
gözlerim dalarken senin anlamsızlığına..
harcadığım o zamanı geri ver hayat...


Tuza müpteLadr yaraLrım!!Kurşun qeçirmes bnm yaLnzLıqm.,

Güzel Msn Nickleri

» вιz нιρ нσρçι ∂єιуιℓιzкι нєя вαя∂α ѕєνgℓιмιz σℓѕυη вιz яαρçιуιz тüякçє яαρ ѕαğσℓѕυη

» dudaklarım kilitli hoşcakal bugün sende yolcucusun günlerimde sorgusun ve 24 lük yorgunsun git de dinlen gidenlerle yarının kapıda bekliyor,sonveda zamanı!!!

» Rap Bir Müzik Türü Değildir Rap Bir Yaşam Tarzıdır. (KanKokusu)

» rap benim hayat felsefem rap benim için doğrular ve ufkumu aydınlatan tutku ben onu ustasından öğrendim...!

» yer altında raplar üstündede dj'ler

» bir rap yazdım roman gibi ortalığı yıktı veba gibi

» seNSİZ olMUYOR rap'İM doL muyor adını Sonveda.Com'a yazDIM senSİZ okUNmUYor... !!!

» REPÇİ DEMEK REP TARZI GİYİNMEK DEĞİLDİR .REPÇİ DEMEK REP MÜZİK DİNLEMEK DEĞİLDİR.REPÇİ DEMEK HAREKET YAPMAK DEĞİLDİR REPÇİ DEMEK İÇİNDEN DEN GELMESİDİR REP O ZAMAN REPTİR

» Param olsa bu dünyayı satın alırım ben hip hop deyipte geçeni kfasına sıkarım ben

» YERALTINDA DEHSET KARŞINIZDA NEFRET

» rapin pimini cek,patlaması tüm dunyayı etkileyecek

» sevdigim kız benim icin cok tatlı ama rap daha bır hos

» biz rapciyiz hiphocı değil

» rap müziği günde bir kere söylüyorum o da 24 saat sürüyor

» BU RAP BENİM GEÇMİŞİ GELECEĞİ BENİM....

» rap i seviyorum derken hiç yalan söylemedim :
yalan söylerken de hiç rap söylemedim

» ALTI evliya ÜSTÜ eşkiya BURASI rapçilerin MEKANI bursa DUY SESİMİ...İSYANIM TÜRKÇE RAPİ SEVMEYENLERE DjSusMa

» k..çından konuşarak rap yapmaya çalışan herkeze bi bombada benden hediye----sonveda.com------

» ßedenim rap unutacaK kadar adi iSé eLLErin onu öldüreCEk kadar CESareTlidir..(DjSusMa)


» 7KuLe MerkEz KopSun Herkez!..

» MÜSlümCÜ olUP jİLET ataCIĞıma , Popcu OLup g...t
SAllayACAğimA ,rockCU olUP KAfa saLLAYcağiMA, RApci OLup El saLLARIM ...!!!

» Kanun Korsana Göz Yumsun Ben Konuşurken Herkes Sussun!

» GerçekLerin Aynası DjSusManın İmzası ..!



Kibarlıktan çıt kırıldım bak darıldım
Karın kasım kasıldı gülmekten ben yarıldım


Eskilerde izler hafızamda sisler
Silinmeyen bir gerçek varsa çatlayan duvar çöker!


Bitti demek zor alevi dost yüze düşman
Mumlar sönmez oldu bastığım nedenler hüsran!



Bilinç altı tuz buz ayna ömür yalancı sayfa
sen yaşamda tayfa o gemiden firarda.


Bir çocuk var ve birde kanayan acıları
Bir sokak var gördüğünde ağladı.


Bilki amasız amansız acımasızdır elalem
Sen seversin o sever oyun biter divanem


Acıdan miden bulanır baş döner nerde çarem
Aramaktan dizler çöker omuz düşerki madem


KADER ELLERİNİN ARASINDAN YOK OLSUN
DARGIN ÇEHRE SAHİBİNE DOST OLSUN


SÖNEN MUM SONUNCU DÖNEN KUŞ HABERCİN OLSUN
SORULAR SUALİN SİTEMİN DUAN OLSUN


mükemmel değil ki, ne umdun ki benden


benim kusrum anca naz, seninkisi Mesavi


Hayatından bir eser ve bin zafer, kazı-kazan kazandığın
Bir adam ve bin keder.


billur su kusursuz, ruhum sensiz huzursuz


Ahlaksız merhametsizin yanında kaLmaya devam ederse maskeLer düşer Şak Şak cıLAr yanında gider


Kaşım kaç kere aÇıLdı yarıldı Burnumdada kan
Yinede rap dedim yürüdüm açık devettiğim her an


Şimdi bazı bebeLer konuşup rap i küfürLü ezme
Ama haberLEri yok hece çok yakınLarında gece


Ne oLacak diorsun bardağam rakıyLa doLsun
Senin korktuğun yerde benim mekanım oLsun


Bu gece ölümüne hissettim
Kiskanc gözleri mahvettim


Aydinliklara kossana evlat
Bize bak yanlis yapani hep yak


Inkâr etme,sükret yasamak cok net
Cünkü reddettin,kendini kestin
Poyraz ile karanliklarin üzerine estin


Bir baktik yalniz kaldik iki yarali, kaderim orali
Dert cile cekmek sokakta sürtene ekmek yok


Devriye gezen memurlar sok oluyor
Rap doluyor kalbimin odalarina


düşmanlık besliyoruz biz
Kalmadi dostum ne de aklimda bir iz..


Bunalimin esiri oldum ciktim
Agladim her gece tek basima


Yaralarima merhem olacak birini bulamadim ariyorum hâlâ


Ölümü düsündüm her gece bedenim yatsin artik cansiz ve
Birini düsündüm beni tutsun ceksin bu adam hep sanssiz


Anlam veremedim,veremiyorum insanlar yapiyor hep rol
Benim gibi iyiler sayiyor yerinde kötüler aliyor hep yol


Iyi niyetime hep kendimi verdim degisemez artik cok zor
Durumuna baktim kendine dikkat dostlari tanimak cok zor

Cevreme kendime baktim inanamadim müskül hayrete düstüm
Kaldim yine tek basima bombos dünya ahiret hayata küstüm





sigara gibi zararlısın çektikce yaktın helal Allah razı olsun aşkım ödenecektir kar zarar...


kaybeden aşk kazanan kim kim bu aşkın şehidi..


bunca kalabalık ortasında yalnız kaldın mı hiç sen


kalbine bir ağrı saplanıp dalıp gittin mi bilmeden


seni sordular ardından o gitti gelmez dedim


sus repçi bitti herşey herkese yalan söyle kendine sakın söyleme seviyorsun yine de


bana benden başka bir dost varsa bilmem lazım...


son dogum günüm de kendime yeni bir ben aldım


canımı yolda buldum tutum kolundan evime soktum


düşman kelimesini anlamını arkadaş sıfatını tasıyanlardan ögrendim


Gülmek uzun zamandır rol yaptığım bir oyun hiç gülemedim aylar oldu çünkü ışığım yoktu..


gözlerinde yaş olmasın tüm kalbim hep yanında..


çiğnedin geçtin herşeyi olsun aşkım hiç takma..



umutların bittiği yerim aşkı içime gömerim ayakta durmaya halim yok yine de koşabilirim.


bu gün doğum günün bebek öpücük koydum alnına kilometrelerce güller olsun bursa dan yanına


hadi silahı bırak, yaşamana bak hayat zor


yüzünüzü gerdirip önünüze bakmayı unutun


pek çok serseri geldi geçti, şimdi hiçbiri yok esti bitti ama gör bak ben gene buradayım


sen korktukca gül solar ama ben korkmam


Sonra sana donup baba acaba bu ne desin


Bence sen bi kıvır hadı jurı cossun


Ömür bi girdap eskilerde bir kelepce koluma hakim


Kimi zaman göğüs gerersin kimi zamansa - kayıp o ruha teslim Nefsim gölge boylarında.



Nedeni sahim nedeni bilemedimki derdim neydi
Anlatır bi şair ruhu ellerinde kurban ve
Göz kapaklarında derman olsa kime ne fayda


Bir nefes hayat verin bu adama yokki hiç gücüm



Öcüm damarlarımda gezinen rap yuvarlardımda...
çaresizlik dizlerimde pusuda bekleyişte sakin



Hal yalın ayak yalınken aklı alın...
Huzur özür dilemeli bana uğaramadığı her gün için
Gurur affetmeli ona sadık olamadım tek eksiğim


Belki buydu yazdıklarımı dinlenecek hale getiren
Zehri tatmak gerekir bazen bilki senin elinden...


Zorda olsa irade sende hakim her bi hücreme
Kilit sinirlerimde kazılı nefretimle...


Sardım sarmaladım sigaramı kırdım yapıştırdım
Tuttum ucunu yaktım baktım heryer yangın


Emin ol emin yemin unutulmaz seni gidi it hislerin hain
Barış adına savaş saklanamaz kaçamazsın gözlerim şahin


Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi


Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz


Varlık ruhu terk eder gözüm gözünden ayrılınca


Bendeki aşk altın misali ağırlığınca


Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi


Aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi


Yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez bir şeyi


Saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi


Melek yanımda yüzünü saklar felek yüzüme kaş çatar
Bir tek bu hüznü sen boğarsın ipek tenin derime batsın


En güzel şiirlerimle kaleme adını sayıklatırım
Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım


Ahbaplar maymun iştah sahibi benim içim senle tok
Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm


Seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değiller
Aşk ilinde bir tarafta cüceler diğer yanda devler


Heey büyücü yaptı büyüyü Büyüde gel tutulamaz her el


Bu girdabın yokedici döngüsünde yalpalan Sinsi sinsi yaklaşandır adını koydum şeytan


Anıların kabuslarımın alevleriyle yansın Karamsar gökyüzümden yıldızımsa kaysın


Vakitsiz ölümlere akıttığım göz yaşlarım için Sürtük kader utansın


berduşa name yakma çek git ilerle milim Milim


Ah bu körpelerde kalmamış fikir akıl Dumanlı bahçelerde aleve ver otu tipin coni maykıl


Eski dosttan düşman olmaz bunlar en büyük yalanlar


3 Nankör bir araya gelmiş çekip gitmiş şeref Esefle kınama görevindeki yalakalıkla mükellef


Kendine bir gün kötü gözlerle bak ayıbını yüzüne vur Aşağıla dürüst ol bir kere olsun sınırda dur



Baksen şu işe ee maneviyata saygıda kusura mı kalmış iki Hece
Tepelemesine çık seco omzuna yüklen kır kalbini ver elime


Beni devirmek çok kolaysa tarihinden Adımı sil


On bin resme dahil olsan ben veririm en iyi pozu


Benimle ay lı ben li konuşma dilini keserim


Rap hayatını tek parçamla bitiririm yeminliyim


Tek bir ihtimal var desem yerli yalaka sensin


kalbim eski dosta küser bu muhabbet burda biter


gecmişimi gölgeye teslim etim


kader yazılmıs magdem oynamak düşer derdi içime atmak ya kanser yada verem eder seni unutmak ister bu esralı gözler


ben degildim onlar oldu vefasız ben sefildim gecelrimde onlar kaldı cezasız


askını söle bana fiyatı ne kadar ben deki yürek ulan allahına kadar


dunya koca mekan acıması binlerce insan sokaklarda savunmasız bursa dunya içinde bir alt küme sucun mechul gidersin güme


aglarım kimseler duymaz sesimi hakırırım yıldızlara ismini


kac sokak var gördügümde agladım bilirmisin yanlızlıktan migdem bulanır geldesem gelirmisin


arabam yok ama sesimi kesmeyi bosuna esmeyin dönmesemde rapten vazgecmeyin


ask dedigin yalan olmam ona teslim


gidersende geriye dönme dönersen de üstüne fazla bir sey giyme


tutamadıgı verdigim sözlerimi silmedim yaslı gözlerini


ölüm yakın görüyorum izlerini haydi son defa tutayım ellerini


gülde güleyim sevde seveyim ölde öleyim senin için sensiz ben bir hiçim


dostlar namertler hepsi sertler


inlermeler fazla sürmez bu rap burda bitmez duygusala baglamısız tekbir cifli yetmez


kolpa olan doslarım bu sözleri yesin gözlerini kacırmadan kullak verip dinlesin


gun batımı ben ayyaşım bir köşe başında kaymışım

romanla ilgili herşey

1- Klasiktir ama sormalıyım, neden Gelibolu veya neden Çanakkale?


1- O zaman ben de klasik bir yanıt vereyim, her ne kadar son zamanlarda bir 'ısmarlama roman' konusu gündemde olsa da, ben yaratıcı bir kurgu yazarının ancak kendi düşgücünü harekete geçirecek konularda yıllarca süren bir roman çalışması yapabileceğine inananlardanım. Tıpkı Borges gibi. Daha açıkcası, Borges'in pek sevdiğim: "Yazarın işi, kendi düşgücünü harekete geçiren şeyleri yazmaktır." özdeyişinin çok samimi olduğunu inanan bir yazarım. Ben, beni zorlamayan, 'bunu yazmazsam çatlarım!' diye huzursuzluktan boğulmadığım hiçbir konu ya da karakteri yazamayan bir romancıyım. Yani Çanakkale Savaşları bir defa aklıma takıldığında artık diğer takıntılarım birer figürana dönüşmüştü ve ben bunun anlamını çoktan bilecek kadar deneyim kazanmıştım. O andan itibaren Çanakkale Savaşları üzerine bir roman yazmak zorundaydım. Bu fiziksel bir rahatsızlığa dönüşecek kadar sert, yazarı huzursuz edecek bir takıntıdır, şaka yapmıyorum. Ama tabii öncelikle bir dürtü, bir işaret, bir dokunuş gerekir ve bu da çoğunlukla bir ayrıntıda saklıdır. Aynen öyle oldu. Bundan altı yıl önce, günlerden bir gün oğlumu ilkokula kayıt ettirmek azusuyla Galatasaray Lisesi'ne gitmiştim. Ama okulun duvarlarında bana bakan gencecik delikanlıların fotoğraflarını gördüğüm ve fotoğrafların altlarında 18 yaşlarında Çanakkale'de şehit olduklarını okuduğum anda okul kaydını falan unutmuştum. Yüzlerce delikanlının çok iyi eğitim koşullarını bırakıp, bir savaşa gönüllü gidişleri kadar, bu kadar iyi eğitimli genci yitirmenin Cumhuriyet Devrimi için ne büyük bir beyin kaybı olduğunu düşünerek o duvarın önüne çakıldım. Aslında tam o sırada ben bir Çanakkale romanı yazmaya karar vermiştim ama o anda bunu pek farkında değildim. Bu hep böyle olur. Bir ayrıntı kanınıza girer. Tek bir virüs gibi. Ve eğer uygun bir yer bulmuşsa yayılır, çoğalır. Her yazar farklı virüse uygun ortam sağlar. Bu da yazarın kişiliği ve yetiştiği ortamla ilgilidir. Yazar bu bir çeşit hastalıktan ancak yazarak kurtulur. Çanakkale virüsü kanıma girdiğinde ben Kumral Ada-Mavi Tuna'yı yazmaktaydım. O günden sonra Çanakkale Savaşları sırasında bizim ve Anzak gençlerinin ailelerine yazdığı asker mektuplarına rastladım dergilerde. Ama tesadüfen değil, hayır tesadüfen değildi bu mektuplara rastlamam... Ben tesadüfe inanmam. Hiçbir şey tesadüf değildir. Biz varoluşumuz ve eğilimlerimizle o tesadüfleri hazırlarız bence. Daha önce pek çok kez karşılaştığım halde dikkat etmeden, üstünden atladığım Çanakkale mektupları ve Çanakkale Savaşları'yla ilgili herşey artık benim ilgi alanıma girmişti. Adeta mıknatıs gibi bu konudaki her ayrıntı ve belgeyi çekiyordum. Ve artık bilinçli olarak bu romanı yazmaya başlamıştım.

2- Çevremdeki pekçok insanın Gelibolu'yla ilgilendiğini biliyorum. Hem de araştırma amacıyla. Mikro tarih çalışmalarının yeni gözdesi Gelibolu mu acaba? Öyleyse neden?

2- 1996 yılında ben Çanakkale ile ilgilenmeye başladığımda henüz bu konu 'moda' değildi. Sık sık Kadıköy sahaflarını dolaşıp, konuyla ilgili bildiğim dillerde ve hatta bilmediğim Osmanlıca'da ne var ne yok araştırıyor, sahaf arkadaşlara siparişler veriyordum. Bu kitap, belge toplama serüvenim beş yıl sürdü. O sıralarda yalnızca Can Dündar, Gelibolu'nun İki Yakası adlı çok başarılı bir belgesel yapmıştı. Ama sizin de dediğiniz gibi son yıllarda konuya ilgi arttı. İki yıl öncesine kadar zor bulunan Çanakkale-Gelibolu belge-kitapları, iki yıldır yeni baskılar yaptı ve çok aranır olmaya başladı. Hatta geçen yıl Moda'da bir sahaf, benim bir moda yaratıp yaratmadığımı sorguluyordu(!) Benzer bir durum Kumral Ada- Mavi Tuna romanında da başıma gelmişti. O romanı iç-savaş sözcüğünü henüz telaffuz etmediğimiz 1993 yılında yazmaya başlamıştım. Roman bittiğinde iç-savaş artık çok kullanılır bir sözcük olmuştu. Galiba ben çok yavaş roman yazıyorum. Seçtiğim kavramlar ya da konular moda olmadan romanlarımı bitirsem böyle sorularla karşılaşmayacağım herhalde Kürşad Oğuz. Şaka bir yana yakın tarihimiz yalnızca Gelibolu-Çanakkale cephesiyle değil, bütün cepheleri ve insani ayrıntılarıyla artık modern Türkiye insanının ilgisini çekiyor. Derin bir uykudan uyanıyoruz ve 'durun bakalım, şu bize yalnızca hamasi kavramlar ve istatistiksel verilerle anlatılan tarihimiz neymiş aslında?' diye sormaya başlıyoruz. Bence önemli ve olumlu bir ilgi, umarım benim romanım da bu konuda etkili olur. Neyse belki ilerde bir Sarıkamış romanı yazabilirim, henüz moda olmadan size açıklayayım da gelecek sefere bana bu soruyu sormayın.

3- Romanınıza dörtbuçuk yıl önce başlamışsınız, ne tür çalışmalar yaptınız?

3 Ben bir bilim insanı (çevre bilimci) olmak üzere uzun yıllar eğitim aldım ve uzun yıllar da bir araştırmacı olarak çalıştım. Bu nedenle bir roman yazmadan önce bir deney laboratuvarı kurar gibi hazırlanırım. GELIBOLU'yu yazmaya başlarken öncelikle kendimi eğittim. Konu ve insani ayrıntılar beni mıknatıs gibi çekmişti ama Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yılları ve 19. Yüzyıl sonu Avrupası hakkında bilgilerim oldukça genel ve yetersizdi. Farklı kaynaklardan bol bol okudum. Tarihçiler, askerler ve diplomatlarla tanıştım, buluştum, yazıştım ve tartıştım. Benim bir görüşüm vardı ama farklı görüşleri de -bazen öfkelenmemek için kendimi zor tutarak- dinledim, anlamaya çalıştım. Karşıt görüşleri anlamaya çalışmak biz Türkler ama en çok da aydın Türkler için ne zor bir iştir bilirsiniz! Biraz Osmanlıca çalıştım. Sonra işin Anzaklar ve ingilizler kısmı başladı. Bu sırada araya giren bir yıllık New York serüvenimde ben yanımda Arı Burnu koyundan alınmış çakıl taşlarım, boş Osmanlı fünyelerimle New York Halk Kütüphanesi'nin (Public Library) zengin arşivlerinde geziniyordum. Çanakkale konusunda yazdığımı bilen arkadaşlarım, akrabalarım ve okurlar bana kolilerle kitap ve belge postaladılar. Romanın girişindeki kalabalık teşekkür yazısı bu nedenledir ve samimidir. Bu yardımlara müteşekkirim, çok yararını gördüm. Hatta New York konsolosluğumuz 1999'da kentte yaşayan bir Türk yazarının Gelibolu'yla ilgili bir roman yazdığını Yeni Zelanda'nın New York konsolosuna haber verince 25 Nisan Anzak anma törenine yakamda bir Gelibolu gelinciğiyle katılmak şansına eriştim. Böyle ayrıntılar bir romancı için önemli sürprizler taşır. Ve tabii çok sık Gelibolu'ya, Eceabat'a, Milli Park'a ve Çanakkale köylerine gittim. Güneşin Arı Burnu'nda doğuşunu yakalayabilmek için orada, toprak üzerinde uyudum. Bunları tamamen kendi olanaklarım ve üstelik bir anne yazar olmanın sorumlulukları içinde yaptım. Yani her bakımdan çok özverili bir çalışma oldu. Tabii ailemden büyük destek görmesem bu iş çok daha fazla uzardı. Umarım roman layık olduğu yeri okurun yüreği ve beyninde bulur.

4-Basın bülteninde milliyetçilik-emperyalizm gibi konuları romanınızda işlediğiniz belirtiliyor. Sizin bu konulara yaklaşımınız nedir?

4-Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu romanı günümüzde geçen, bir modern zamanlar romanı. Ancak mektuplarla 1915'e geri dönüşler var. Böylece günümüzün globalleşme-dünya devleti değerleriyle yetişmiş bir aydın Türk (genç Ali Osman), bir Batılı genç kadın (Viki), bir yalnızca gününü yaşayan, dünyaya ilgisiz ortalama genç (Mehmet) ve bir de memlekete gözleri öfkeden körleşmiş olarak bakan, kendisine benzemeyenlere hayat şansı tanımayan fanatik bir gencin (Tahsin) milliyetçilik ve emperyalizm üzerine düşüncelerini aktarmak ama öte yandan ulus-devlet kavramının yeşerdiği 1915'lerde genç olan bir Anzak askeriyle, bir Osmanlı subayının fikirlerini aynı romanda yanyana tartışmak şansını yakaladım. Bana gelince, ben milliyetçiliğin doğuştan gelen bir duygu değil, öğretilmiş ve yaratılmış bir duygu olduğunu düşünüyorum. Ama yurtseverlik iyi yetişmiş herkesin içinde kendiliğinden oluşur. Yurtseverlik insanın kendi evine özen göstermesi gibi içgüdüseldir. Bir örnek vereyim: eğer ben aynı anne ve babadan Türkiye'de doğmuş ama Amerika'da büyütülmüş bir çocuk olsaydım, bugün İstiklal marşı ve Türk bayrağına olan duygusal bağlılığım, o zaman Amerikan ulusal marşı ve bayrağına, Mustafa Kemal'e olan hayranlığım da George Washington'a olabilirdi. Ama ben o halde de bir Doğu-Akdenizli karakteri gösterecektim. Çünkü genetik özellikler öğretilemez, ancak eğitimle biraz değiştirilebilir. Söylemek istediğim, milliyetçilik gözlerimizi kör etmeden, kendi bilincimizle dünyaya bakmamız hem yaşadığımız ülke hem de dünya adına yararlı olacaktır. Çünkü, haydi genç Ali Osman'ın ağzından söyleyeyim; "Kaba ve gösterişli milliyetçilik verimsiz milliyetçiliktir. Ve tarih bunu defalarca kanıtlayan hikayelerle doludur. Asıl yurtseverlik, insanın yaşadığı ülkeye ve o ülkeyi paylaştığı insanlara karşı samimi olarak katkıda bulunması, demokrasi ve bolluk için onurlu ve dürüst çalışmasıdır." Ben de tıpkı genç avukat Ali Osman gibi düşünüyorum: Yurtsever insan, yalnızca yaşadığı ülkeyi değil, bütün dünyayı ve diğer insanları da önemser, onların yaşam ve haklarına da saygı duyar. Türkiye'de ancak Cumhuriyet Devrimi'nin ilk yıllarındaki gibi bir yurtseverlik anlayışı hakim olduğunda ayağa kalkıp, yürümeye devam edeceğiz. Bunun için samimi, dürüst ve yurtsever gençlerin şeffaf ve onurlu bir siyaseti yapılandırmaları, yani gençlerin siyasete girmesi şarttır. Bundan başka kurtuluşumuz yok. Nitekim, roman karakterlerinden genç avukat Ali Osman da yakında siyasete atılacağını bize açıklayacaktır.

5-Gelibolu'ya hangi sıklıkta gidiyorsunuz ve ne kadar süreden beri gidiyorsunuz? Bu gidişlerinizde sizi şaşırtan şeyler öğrendiniz mi?

5-Gelibolu ve Çanakkale'ye 1998'den beri gidiyorum. Önceleri yılda birkaç kez gidiyordum. Özel kutlama, anma günlerinde. 1999'da bir yıl New York' ta yaşadım ama son 2 yıldır artık Gelibolu' ya yerleşmiş gibi hissediyorum kendimi. Ayda bir gidiyorum desem yalan olmaz. Artık Anafartalar Köyleri'nden biri sanki benim köyüm oldu. Birlikte yiyip içtiğim, beni kendi köylüleriymişim gibi kabullenen, her seferinde meyve, ekmek, badem torbalarıyla uğurlayan Helvacı ailesi, muhtar ve köylüler romanın ayrıntıları konusunda bana çok yardımcı oldular. Biliyorsunuz, romancı ayrıntılara aşıktır. Çanakkale Savaşı yıllarında çocuk olan ve o zaman ait anılarını uzun uzun anlatan dede ve nineler, banda kaydettiğim yöre manileri, türkü ve yemek tarifleri romanı yazarken çok işime yaradı. O toprakta beni büyüleyen bir bereket var. Gelibolu'nun yerlileri oraya 'evliyalar beldesi' diyorlar. Evliyalar da kendi dönemlerinin bilge ve kültürlü insanları olduklarına göre bu işte bir keramet olduğu anlaşılıyor. Piri Reis de Balık İzlerinin Sesi romanıma bir Gelibolulu olarak herhalde bir tesadüf olarak girmemişti. Evet, orada beni şaşırtan çok ayrıntı öğrendim. Romanda bazılarını bulacaksınız.

6-Yine klasik ama romanınızı öyküsü ne kadar gerçeğe yakın?

6-Roman gerçeğe tamamen aykırı hatta çok çılgın görünen bir öykü üzerine kurulu: Aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede kahraman olabilir mi? Olamaz, değil mi? Peki ya olursa... Ben de sizin gibi hınzırlık yapacağım ve klasik bir yanıt vereceğim bu hınzır sorunuza: Bu roman bir kurgu çalışmasıdır. Gerçekle benzerlikler olsa olsa tesadüftür.

7- 21.yy insanlığı 1915'ten ne kadar farklı?

7-Yalnızca bu soruyu soracak kadar farklı. Çok değil. İnsanlık henüz kendi yanlışları, zalimlikleri ve bencillikleriyle yüzleşemeyecek kadar kibirli, bencil ve zalim. Ama bu soruyu sormaya başlamamız bile bir umut. Küçücük, zayıf ve henüz azınlığa ait bir umut. Ama herşey hep böyle başlar.

8-Neden Uzun Beyaz Bulut adı?

8-Yeni Zelanda'nın ilk sahibi olan yerliler, yani Maoriler adalardan oluşan ülkelerine kendi dillerinde Aotearoa yani Uzun beyaz Bulut adını takmışlar. Sonra malum İngilizler, İskoçlar ve İrlandalılar buraya gelmiş ve adanın adını Yeni Zelanda diye değiştirmişler. Romanın kahramanlarından biri Yeni Zelanda asıllı bir Anzak asker. İşte romanın adı UZUN BEYAZ BULUT-GELİBOLU bu anlamda bir siyasi şifredir. Okur, roman geliştikçe bir dedektif gibi bu şifreyi çözecek (belki de çözemeyecek) Yani aslında bir polisiye roman olmayan bu romanın okuru zaman zaman bir dedektif rolüne girebilecektir (Bence kaçınılmaz olarak).

9-Tarihi biraz değiştirelim. Müttefikler Çanakkale' de Osmanlı' yı yenebilseydi dünya tarihinde neler değişirdi?

9- Kesinlikle çok şey. Çanakkale Savaşları'nda yenilseydik, İngilizler'in asıl amacı olan boğazlardan Rusya' ya ulaşma hayalleri gerçekleşecek, orada da Rus Çarı' nı koruyacaklardı. Bolşevik Devrimi hemen yapılamayacaktı. Sovyetler Birliği belki hemen değil, yıllarca sonra kurulacaktı. İstiklal Savaşı ve modern Türkiye' nin kurulması da çok ama çok zor olacaktı. Herhalde kendisi de bir imparator olan Çar, Mustafa Kemal Osmanlı İmparatorluğu' na ve kendi müttefiklerine karşı savaşırken ona Lenin gibi yardımcı olmayacaktı. Ne kadar eksik bulursak bulalım bugün sahip olduğumuz demokrasi ve laiklik yerine teokratik bir ülke olacaktık. Acaba bağımsız bir ülke olacak mıydık? Enver Paşa birinci adam olarak kalacak, bu da Türkiye'nin onun romantik hayalleri peşinde daha uzun süre sürüklenmesine yol açacaktı. Birinci Dünya Savaşı çok daha kısa sürecekti. Yeni Zelanda ve Avusturalya diye iki devletten söz edilebilecek miydi? Bu liste daha uzar. Bu nedenle Çanakkale' de kazanığımız zafer bizim henüz gerçekten farkına varamadığımız kadar önemli bir başarıdır.

10-Çanakkale Zaferi bizim tarihimizde hep yüceltilir. Bir savaş yüceltilebilir mi sizce?

10-Kesinlikle hayır. Hiçbir savaş yüceltilemez, aslolan barış ve yaşamdır. Çanakkale Zaferi' nde yüceltilen tıpkı sizin sorunuzda olduğu gibi zaferdir, başarıdır. Sonuçta başkalarının ülkesine ve insanlarına saldıran biz değildik( bu sefer) ve gidip Gelibolu Milli Parkı' nı geziniz (bunu okurlara da söylüyorum) o zor coğrafyada, o çok bitkin, Balkan Savaşı' ndan yenik ve incinmiş olarak çıkmış, basiretsiz yöneticiler altında bunalmış ve en önemlisi çok yoksulken karşımıza dikilen dünyanın en büyük donanması ve zengin ordularına kafa tutabilmemiz gerçekten bir mucizedir. Çanakkale Zaferi' nde yüceltilen savaş değil, aksine barıştır, emperyalizme, kibir ve bencilliğe vurulmuş bir tokattır. Çanakkale insanın yaşama, aşka, özgürlüğe dair bir zaferidir. Bunu orada Osmanlılar kazanmıştır. Bugünkü terminolojiyle o zafere imza atanlar Türkler' dir. Kutsanması, yüceltilmesi gereken budur. Yoksa savaş değil. Hayata karşı olan herşey kötüdür. Savaş, terör, baskı, işkence... Çanakkale Zaferi bu açıdan değerlendirilmeli ve kutlanmalıdır.

11-Sizin romanınızla ilgili olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

11- Ben okurun bütün bu konuştuklarımızı unutup, bir roman okumanın keyifli yolculuğuna çıkmasını arzu ediyorum. Ben bir tarihçi değilim ve bir araştırma kitabı da yazmadım. Bu bir romandır ve bence bir roman, romanlığını bilmeli, okura herşeyden önce bir edebiyat ziyafeti çekmeli, okuma lezzeti tattırmalıdır. Hem de hiç elinden düşürtmeden, heyecanla, zevkle kendini okutmalıdır. Eğer bunu başarabilirsem bir romancı olarak başarmış olacağım. Yoksa bu tarihi bilgi ve yorumları çalışan herkes edinecektir. Kitaplar, ansiklopediler ve internet isteyen herkese açık. Oysa bir romancı belge ve bilginin çok üstüne çıkabilmeli, orada uçmalı, okuru da uçurabilmelidir. Aslolan edebiyat sanatı ve yazarın bu sanat içinde hangi kıvraklık, birikim ve ustalıkta olduğudur. Gerisi çok da önemli değildir.

UZUN-BEYAZ-BULUT-GELİBOLU ROMANININ TARTIŞMAYA AÇTIĞI SORULAR...

1-Aynı adam, aynı savaşta düşman iki ülkede savaş kahramanı olabilir mi?

2-Birinci Dünya Savaşı'nda Müttefikler Çanakkale Cephesi'nde Osmanlı İmparatorluğu'nu yenebilseydi ve Çanakkale geçilebilseydi, Bolşevik Devrimi yapılamaz, Sovyetler Birliği kurulamaz, bunun sonucu olarak 20.yy' da dünya sahnesinde hala Rus İmparatorluğu devam eder miydi? Çanakkale Savaşları'nı Türkler'in kazanması dünya tarihini radikal olarak değiştirmiş midir?

3-Çanakkale Savaşları'nda Osmanlı Ordusu bütün askeri sırları ve silahlarıyla Almanlar'a teslim edilmişti. 5. Ordu Komutanı Alman General Liman von Sanders'di ve savaşla ilgili kararları o veriyordu. Almanlar Çanakkale Zaferi'ni bir Alman zaferi olarak kutlama hakkına sahipler mi? Alman tarih kitaplarında Çanakkale bir Alman zaferi olarak mı okutulmaktadır?

4-General Sanders' in bazı yanlış askeri kararlarında Müttefikleri Çanakkale' de Türklerle oyalayarak Avrupa cephesindeki Almanları korumak üzere bir art niyet var mıydı?

5- 12 Ağustos 1915' de Suvla Koyu' nda bir bulut içinde kayboldukları 3 Yeni Zelandalı asker tarafından notere tasdikli raporla bildirilen İngiliz 4. Norfolk Taburu' na oldu? Hiçbir iz bırakmadan kaybolan 267 İngiliz askeri' ni Ingilizler'in dediği gibi Türkler topluca öldürdüler mi? Yoksa bu askerler, Yeni Zelandalılar'ın anlattığı gibi 'buluta binip' gittiler mi? Çanakkale'deki kayıp İngiliz taburunun sırrı ne zaman çözülecek?

gelibolu ''Uzun beyaz bulut''özeti

2000 yılında Gelibolu' yu ziyarete gelen genç bir Yeni Zelanda' lı kadın (Viki), Çanakkale Savaşı gazisi bir Türk'ün aslında kendi büyük dedesi olduğunu iddia edince ülke çapında bir skandal patlar. 1985 yılında eceliyle ölen ve Çanakkale'de çok sevilen, saygın bir Türk gazisinin aslen bir Anzak askeri olduğu iddiası, Birinci Dünya Savaşı'nın Çanakkale cephesinde birbirlerine karşı savaşan ülkelerin diplomatlarını, asker ve tarihçilerini de kapsayan uluslararası boyutta büyük bir polemiğe yol açmıştır. Bu sırada Gelibolu' ya büyük dedesinin izlerini aramaya gelen Yeni Zelandalı kadın, kendi büyük dedesi olduğunu iddia ettiği Türk gazisinin yaşayan tek çocuğu, yaşlı kızının (Beyaz Hala) evine misafir edilmiştir. Gelibolu' da bilgeliği, deneyimleri ve babasına duyulan saygı nedeniyle çok sevilen yaşlı köylü kadın, babasının Çanakkale savaşı sırasında yazdığı mektupları, yabancı genç kadına verir. Genç kadın da kendi büyük dedesinin aynı tarihlerde, aynı yerden evine yazdığı mektupları yanında getirmiştir.

Roman ilerledikçe okurun da bir dedektif gibi katılacağı iz sürme serüveni, tez-antitez ekseninde milliyetçilik, emperyalizm gibi konular üzerinde cesur ve farklı bir yolculuğa çıkarken, sekiz buçuk ayda 500.000 genç insan hayatının yokolduğu, Türk ve dünya tarihi açısından çok önemli sonuçlara neden olan Çanakkale Savaşları'nın insani ayrıntıları da gün yüzüne çıkmaktadır. Yaşlı köylü kadının İstanbul'da yaşayan avukat torunu (genç Ali Osman), büyük ninesini ziyaret için Gelibolu'ya gelince, yabancı kadın uzak akrabası olduğuna inandığı bu genç adamın tarihi yeniden okumak, yeniden yorumlamak tezleriyle, karizmatik albenisi arasında sıkışır, bocalar. Aralarındaki duygusal gerilim, her ikisinin de büyük dedelerinin aynı savaşta birbirlerine karşı savaşan iki düşman asker mi, yoksa bir Türk askerinin şehit olmadan önce tesadüfen kurtardığı, aklını kaçırmış bir Anzak askeri mi olduğu sorusuna yoğunlaşmalarını güçleştirir. İki gencin büyük dedelerinin izlerini sürerken yaşadıkları aşk, romanın can alıcı gizemini çözmekte beklenmedik açılımlar yaratır. Ve geldikleri noktada evrensel bir soruyla karşılaşırlar: Eger aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede savaş kahramanı olmuşsa, 21. yy insanlığı bunu kabul edebilecek kadar gelişmiş midir? Yoksa bazı sırlar sonsuza dek korunmalı mıdır?

Uzun Beyaz Bulut-Gelibolu, Türk Tarihi' nin en önemli zaferlerinden Çanakkale Savaşları' na 2000' li yılların bilinciyle ve uluslarası tezleri de ciddiye alarak bakan, epik bir roman. Tarihin ve savaşların insani ayrıntılar bilinmeden anlaşılamayacağının derinlikli, lirik ve edebi bir kanıtı.